1992 yılında açılan Iğdır–Nahçıvan Dilucu Sınır Kapısı, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kara bağlantısının en önemli geçitlerinden biri oldu. Bugün ise Türkiye–Ermenistan Alican Sınır Kapısı’nın açılmasına yönelik çalışmaların gündeme gelmesi, bölgenin jeopolitik ve ekonomik önemini yeniden artırmaktadır. Buna ek olarak Iğdır Şehit Bülent Aydın Havalimanı’nın uluslararası giriş-çıkışlara açık daimi hava hudut kapısı olarak belirlenmesi ve Kars–Iğdır–Dilucu yüksek standartlı demiryolu hattının yapımının sürmesi, Iğdır’ın yalnızca bölgesel değil, uluslararası ölçekte bir lojistik merkez olma potansiyelini güçlendirmektedir.
Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesi halinde Türk dünyası arasındaki ekonomik entegrasyon hızlanacak ve bu durum gayri safi yurt içi hasıla artışına doğrudan katkı sağlayacaktır. Türkiye’den başlayarak kara yoluyla Azerbaycan’a, oradan Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’ya uzanacak kesintisiz ulaşım hattı, tarihî İpek Yolu’nun modern bir versiyonu niteliği taşıyacaktır. Bu gelişme yalnızca ticari değil; kültürel ve stratejik bağların da güçlenmesine hizmet edecektir.
Türkiye–İran Borualan Sınır Kapısı’nın da eninde sonunda açılması beklenmektedir. Iğdır’daki Alican ve Borualan sınır kapılarının devreye girmesiyle birlikte şehir; üç ülkeye açık kara kapıları, demiryolu ve hava yolu bağlantılarıyla son derece önemli bir lojistik, ticaret ve turizm üssü olma yolunda ilerleyecektir. Bu tablo, Iğdır’ı geleceğin parlayan yıldız adaylarından biri haline getirmektedir.
Ancak altyapı yatırımları kadar toplumsal hazırlık da hayati önemdedir. Başta ülkemiz olmak üzere Iğdır ili ve halkı bu dönüşüme bilinçli şekilde hazırlanmak zorundadır. Iğdır Ticaret ve Sanayi Odası, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Milli Eğitim ve Emniyet birimleri, sivil toplum kuruluşları, iş insanları, aydınlar ve diaspora temsilcileri koordineli biçimde çalışmalıdır. Toplantılar, seminerler, eğitim programları ve tanıtım faaliyetleriyle toplumun her kesimi bilgilendirilmeli; bu dönüşümün ekonomik ve sosyal boyutları doğru şekilde anlatılmalıdır.
Zengezur Koridoru’nun açılmasıyla Dilucu bölgesi, Iğdır’ın kalkınmasında kilit rol oynayacaktır. Ortaya çıkacak yeni jeopolitik, ekonomik ve akademik fırsatların çok boyutlu ele alınması için üniversite ve sağlık altyapısı güçlendirilmelidir. Eğitim ve sağlık başta olmak üzere turizm, dört mevsime yayılan ve çeşitlendirilen bir yapıya kavuşturulmalıdır. Kamu, özel sektör ve sivil toplum ortak projeler geliştirmelidir. Özellikle lojistik, uluslararası ticaret, yazılım ve yabancı dil alanlarında yetişmiş kalifiye insan gücüne ciddi ihtiyaç duyulacaktır.
Sınır kapılarının açılmasıyla birlikte turizm, konaklama ve nakliye sektörlerinde belirgin bir hareketlilik yaşanacaktır. Bugün Iğdır halkının geçimi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayansa da hizmet sektörünün hızla gelişmesi kaçınılmazdır. Barınma, gıda, eğlence alanları, parklar ve alışveriş merkezleri gibi yeni ihtiyaçlar doğacaktır. Nitelikli konaklama tesislerinin, özellikle yıldızlı otellerin açılması önem kazanacaktır. Geleneksel el sanatlarının korunması, yerel mutfağın gastronomi turizmine kazandırılması ve güçlü bir tanıtım stratejisinin oluşturulması ise ekonomik kalkınmanın kültürel temellerini oluşturacaktır.
Öte yandan turizmin yalnızca getirisi değil, götürüsü de vardır. Sosyal yapı sağlam değilse; tarihine, geçmişine ve değerlerine bağlılık zayıflamışsa toplumsal çözülme hızlanabilir. Köksüz bir ağacın rüzgârda kolay devrilmesi gibi, kimlik bilinci zayıf toplumlar da hızlı değişim karşısında savrulabilir. Bu nedenle ekonomik kalkınma ile kültürel koruma arasında dengeli bir politika izlenmelidir.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Eğer Iğdır’da üç sınır kapısı aktif hale gelir, Zengezur Koridoru açılır ve demiryolu hattı faaliyete geçerse yalnızca şehrin değil, tüm bölgenin kaderi değişecektir. Bu değişim gelmeden önce her alanda hazırlıklı olunmalıdır. Aksi halde Iğdır, yoğun trafik, çevresel kirlilik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalırken gelenler şehri yalnızca bir geçiş güzergâhı olarak kullanıp komşu illere yönelebilir. Ancak doğru planlama yapılırsa Iğdır bir geçiş noktası değil, varış noktası haline gelebilir.
Sonuç olarak Iğdır’ın önünde tarihî bir fırsat bulunmaktadır. Bu fırsatın kalıcı refaha dönüşmesi yalnızca fiziki yatırımlara değil; eğitimli insan gücüne, kültürel bilince ve kurumsal koordinasyona bağlıdır. Geleceğin Iğdır’ı bugünden hazırlanacaktır.
Yorumlar
Kalan Karakter: