İran’ın kaderi, yalnızca bugünün değil, geçmişte yapılan müdahalelerin de bir sonucudur.
Rus’u, İngiliz’i; emperyalist güçler İran’ı üç bölgeye ayırdılar. 1925 yılında Kaçar Hanedanı’nı yıkıp at seyisi Pehlevi’yi iktidara getirdiler.
1953’te demokratik yollarla seçilmiş Başbakan Muhammed Musaddık’ın CIA ve MI6 destekli darbeyle görevden uzaklaştırılması, İran halkının kendi kaderini tayin hakkına vurulan ağır bir darbe oldu. O günden bu yana bu topraklar gerçek anlamda huzur ve özgürlük yüzü göremedi.
Bugün yaşanan her acının, her baskının ve her gözyaşının arkasında yalnızca iç yönetim hataları değil; dış müdahalelerin açtığı derin yaralar da var.
Bu nedenle mesele bir rejim meselesinden öte, insanlık meselesidir.
Bugün Türk, İslam ve mazlum milletlerin düşmanı, kural hukuk bilmez, kudurmuş insan kasabı, zamanın Adolf Hitler’i ABD Başkanı Donald Trump ile onun yaltakçısı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, pervasızca İslam coğrafyasına saldırıyor.
Onca devasa askerî üsleri İslam ülkelerinde kurup, onca hava, deniz ve kara gücünü bölgeye yığmış.
Afganistan, Yemen, Lübnan, Filistin, Sudan, Somali, Irak, Suriye; şimdi de İran bu zalimlerin zulmüne uğruyor. Masum, savunmasız binlerce Müslüman; çoluk, çocuk, yaşlı insanlar soykırıma uğruyor; kaynakları talan edilip ülkeler yağmalanıp parçalanıyor.
Bu zalimleri durduracak bir güç yok mu? 8 milyar dünya insanı bunların malı mı? Sırasını bekleyen kurban gibi sessizce sırasını mı bekliyor?
İki milyar İslam âlemi, 57 İslam ülkesi, İslam örgütü, Arap ve Türk birliği; neredesiniz? Celladınızı saç dansı ile mi karşılıyorsunuz?
Ey Avrupa Birliği, bu olayların bu hâle gelmesinde başta İngilizler olmak üzere siz birinci derece sorumlusunuz. Bölgeyi sömürüp parçaladınız, gizli antlaşmalarla aranızda pay ettiniz; sonra da doğal olmayan yollarla sınırları cetvelle çizip iş birlikçi hainlere bıraktınız.
Dünyanın en büyük siyasi ve ekonomik birliği, sözde medeniyete sahip 28 Avrupa ülkesi; Avrupa Birliği, adaletiniz batsın.
Hindistan, 1,5 milyar nüfusunun 225 milyonu Müslüman; dünyada üçüncü sırada. Neden sessizsin? Omurgalı olmak ineğe tapmakla olmuyor.
Çin, Japonya, Kore; niye sesiniz çıkmıyor? Adam olmak duruşla olur, kuruşla olmaz. Üstelik yakın zamanda, Çin, sıra size de gelecek.
Ya Rusya? Kıtalar kadar büyük, devasa silah üstünlüğü var. Her taraftan kuşatılıyorsunuz; susmayın. Sustukça sıra size gelecek.
Bütün bu devasa güç sinmiş, korkmuş; ama İran korkmuyor. 47 yıldır onca ambargo ve kuşatılmışlığa rağmen düşmana aman dilemiyor.
İran yalnızca kendisi için değil; Türk dünyası, İslam âlemi, mazlum ve yoksul milletler, Çin, Japonya, Avrupa, Rusya ve dünya barışı için büyük mücadele veriyor.
Panama’da, El Salvador’da, Venezuela’da, Vietnam’da, Filistin’de, Yemen’de, Afganistan’da, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Somali’de, Lübnan’da binlerce mazlum için savaşıyor.
Bu defa baltayı taşa vurup çetin cevize denk geldiler. İran’da Türk’ün gücü, Ehl-i Beyt’in cihat ruhu var. Yaşattıklarınızı misliyle size yaşatacaklar. Çünkü onlar korkuyu Kerbela’da bıraktılar. Geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz; bu mübarek topraklar sizlere mezar olacak.
Yüce Allah, İranlı kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun; gazalarını mübarek etsin.
Yorumlar
Kalan Karakter: