Tarih, yalnızca olayları kaydeden bir disiplin değil, aynı zamanda insanlığın vicdanını canlı tutan bir hafıza alanıdır. Karabağ Savaşı sırasında yaşanan Hocalı faciası, bu hafızada derin iz bırakan trajedilerden biri olarak yer almaktadır.
25–26 Şubat 1992 gecesi, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabası, Ermeni silahlı birlikleri tarafından kuşatılmış ve saldırıya uğramıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde oluşan otorite boşluğu ve bölgede kalan bazı eski Sovyet askerî unsurlarının — özellikle dönemin Sovyet ordusuna bağlı birliklerden kalan ağır silah ve askerî desteğin — çatışmaların seyrini etkilediği yönünde çok sayıda tarihsel değerlendirme bulunmaktadır. Azerbaycan ile Ermenistan arasında giderek sertleşen Karabağ çatışmaları bağlamında gerçekleşen bu saldırı, savaşın siviller üzerindeki yıkıcı yüzünü açık biçimde ortaya koymuştur.
Azerbaycan resmî verilerine göre Hocalı’da 613 sivil hayatını kaybetmiş; bunların 106’sı kadın, 63’ü çocuk ve 70’i yaşlılardan oluşmuştur. Ayrıca 487 kişi ağır yaralanmış, 1.200’den fazla sivil esir alınmış, birçok kişinin akıbeti uzun süre belirlenememiştir. Bu rakamlar, olayın yalnızca askerî bir çatışma değil, doğrudan sivilleri hedef alan büyük bir insani trajedi olduğunu göstermektedir.
Bir tarihçi açısından Hocalı, savaş hukukunun ve insanî değerlerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren acı bir örnektir. Uluslararası hukuk sivillerin korunmasını temel ilke olarak kabul etse de, Hocalı’da yaşananlar teorik normlarla savaş gerçeği arasındaki derin uçurumu gözler önüne sermiştir. Bu nedenle Hocalı’nın hatırlanması, düşmanlık üretmek için değil; tarihsel adalet arayışını güçlendirmek ve barış bilincini canlı tutmak için önem taşımaktadır.
Hocalı bugün yalnızca bir coğrafi isim değil; savaşın en ağır bedelini masum insanların ödediğini hatırlatan tarihsel bir uyarıdır. Geçmişi anlamak, geleceği daha adil ve daha insani kurmanın ön şartıdır.
Bu vesileyle Hocalı’da hayatını kaybeden tüm şehitleri rahmet ve saygıyla anıyor, gazilere sağlık ve huzurlu bir ömür diliyoruz. İnsanlığın ortak temennisi, benzer acıların bir daha yaşanmaması ve kalıcı barışın hâkim olmasıdır.
Yorumlar
Kalan Karakter: