Tarih bilimi asla “elveda” demez; “ileride bir yerde görüşürüz” der. “Tarih tekerrürden ibarettir.” Eğer tarih ibret alınsaydı, tekrar etmezdi.
Osmanlı Devleti 1914 yılında iki Alman gemisi SMS Goeben ve SMS Breslau’ın Osmanlı Devleti’ne sığınıp adlarının Yavuz ve Midilli olarak değiştirilmesi ve Türk bayrağı çekilmesiyle bambaşka bir sürece girdi. Daha sonra bu gemilerin Karadeniz’e geçerek Rus limanlarını topa tutmasıyla Osmanlı Devleti hazırlıksız bir oldu-bitti ile I. Dünya Savaşı’na girdi. Bu gelişme koskoca imparatorluğun yıkılmasına, milyonlarca mal ve can kaybına sebep oldu.
Koca imparatorluktan elimizde kala kala İç Anadolu’da 200 bin km² vatan toprağı kaldı. Onu da ileride almak için yedi maddeyi koydular. Ancak Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk ve kahraman Türk halkı şanlı bir mücadele vererek Türk Kurtuluş Savaşı’nı kazandı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdu.
Şimdi bir bakıyoruz; İran füzeleri Türkiye ile Nahçıvan’a düşmüş. İlham Aliyev sert şekilde cevap verip ordusunu İran sınırına yığmış. İran devleti füzeleri kendilerinin atmadığını söylüyor. Kıbrıs Rum Kesimi’nin vurulmasında da şüpheler var. Nahçıvan’ın özellikle seçilmesi dikkat çekici; çünkü Nahçıvan için Türkiye garantör ülkedir.
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail kuralsız savaşıyor. Sivil yerleşimleri, kız okullarını vuruyor. İran’ın batısındaki Irak sınırındaki karakolları vurup PJAK, Mesud Barzani ve bazı Kürt grupları ile temas halinde oldukları ifade ediliyor. Kara harekâtını bunlarla yapmak istedikleri yönünde değerlendirmeler var. Kürt halkı sizin hainliklerinizin ortağı asla olmaz.
Olay Sünni-Şii çatışması gibi gösterilmeye çalışılıyor. Eğer öyle olsaydı Azerbaycan’ın tutumu farklı olurdu. İran, Körfez’deki ABD üslerini vuruyor. O üslerden İslam coğrafyası saldırıya uğruyor. İsrail’in yurt dışında tek askerî üssünün Azerbaycan’da olduğu da sık sık dile getiriliyor. Azerbaycan petrolleri İsrail’e gidiyor; ilişkilerin çok iyi olduğu biliniyor.
ABD ile İsrail başarabilirse İran’ın batı kesiminde ikinci bir Zengezur Koridoru oluşturmayı planlıyorlar. Zengezur koridorunu nasıl “Trump koridoru” yaptılarsa, benzer bir planın İran için de devreye sokulabileceği konuşuluyor.
Anlaşılan Tarzan zorda. ABD ile İsrail, İran’ın bu kadar direnip çetin ceviz olacağını hesap edemediler. İran’ı Irak, Suriye ya da Kolombiya gibi zannettiler. Oysa İran’da Türk’ün gücü, Fars’ın inadı ve Ehlibeyt’in imanı var. Onlar korkuyu Kerbela Olayı’nda bıraktılar. Hüseyin bin Ali’in yolunda Zülfikar’ı kuşandılar.
İran savaşı hak ile batılın, İslam ile zalimin; Haçlı’nın, siyonistin ve emperyalistin savaşı olarak görülüyor. İlk kez zalimlerin yüreğine cihat korkusu düştüğü ifade ediliyor. İran’dan atılan her füzenin Jeffrey Epstein dosyasındaki masum sübyanların intikamı olduğu yönünde yorumlar da yapılıyor. O masumlara karşı işledikleri günahları Müslüman kanı dökerek kapatmaya çalıştıkları söyleniyor.
ABD ile İsrail sıkıştı. Kara harekâtı olmadan İran savaşı bitmez; buna ne güçleri ne de cesaretleri var. Şimdi oyun içinde oyun peşindeler. Türkiye ile Nahçıvan’a atılan füzelerle Türkiye ile Azerbaycan’ı savaşa bulaştırmaya çalışıyorlar.
Türkiye kadim, büyük ve sağduyulu bir devlettir. İran bir İslam ülkesi olup orada bizim 45 milyon soydaşımız, kardeşimiz ve dindaşımız vardır. Biz Kasr-ı Şirin Antlaşması’ndan bu yana yaklaşık dört asırdır ciddi bir çatışma yaşamadık. İran bizim komşumuz ve kardeş bir ülkedir. Biz ABD ile İsrail’in kirli savaşının figüranı değiliz.
Yüce Allah zalimleri kahru perişan etsin.
Yorumlar
Kalan Karakter: