Dünyada üç devlete sınır olan iki şehir vardır. Bunlardan biri Iğdır, diğeri ise İsviçre’nin Basel şehridir. Basel, dünyada yaşanacak ilk on şehir arasında yer almaktadır. Üstelik Basel, Iğdır gibi muhteşem bir coğrafyaya ve stratejik bir konuma sahip değildir.
Peki; muhteşem coğrafyası, mikroklima iklimi, dünyaca meşhur Ağrı Dağı, cennetten çıktığı söylenen bereket kaynağı Aras Nehri, Ağrı Dağı’nın bağrından çıkan ve “Ağrı Dağı’nın gözyaşı” olarak anılan Karasu Çayı, yüzlerce kuş çeşidi, binlerce endemik bitki ve yaban hayvanı, verimli sulak ovası, onlarca farklı kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmış zengin kültürel mirası ile Iğdır neden bir Basel şehri değildir?
Iğdır ili, orman bakımından ülkemizin en yoksul illerinden biridir. Coğrafi ve nüfus olarak küçük; büyük şehirlere ve pazarlara uzak bir serhat şehridir. Iğdır, yurt içine ve yurt dışına çok göç veren illerimizden biridir. Her ne kadar ova olarak bilinse de yüzölçümünün yüzde 74’ü dağlık, yüzde 26’sı ovalık alandan oluşmaktadır. Üstelik eldeki mevcut verimli ova yerleşime açılmış, amaç dışı kullanılmaktadır. Mevcut verimli alanlar ise sürekli azalmaktadır. Şehir merkezi, 1664 yılında yaşanan deprem sonrasında yanlış yerde kurulmuştur.
1992 yılında Iğdır’ın il olması ve Nahçıvan Dilucu Sınır Kapısı’nın açılmasıyla şehir, geçen 34 yıl içerisinde dört kat büyümüştür. Ancak yeşil Iğdır; ranta ve betona kurban edilmiştir. Iğdır’ın tarihi geçmişini taşıyan okullar, belediye binası, su ambarları, hamamlar, taş evler, Merkez Camii gibi tarihi miraslara sahip çıkılmamış; şehrin sosyolojik ve tarihi yapısı değişmiştir.
Bir Kızılderili’nin söylediği şu söz bugün yaşananları ne kadar da güzel anlatmaktadır:
“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak…”
…ama o zaman iş işten geçmiş olacaktır.
Diğer iki sınır kapısı faaliyete geçtiğinde, Zengezur Koridoru açılıp Orta Kuşak İpek Yolu canlandığında Iğdır; ülkemizin, bölgenin ve dünyanın en önemli lojistik, ticari ve turistik merkezlerinden biri olacaktır.
Bu nedenle planlamaların şimdiden buna göre yapılması gerekir. Iğdır’ın tarihine, doğasına ve kültürüne sahip çıkılmalı; insanlar bilinçlendirilmeli, kalifiye elemanlar yetiştirilmeli ve gerekli altyapılar hazırlanmalıdır. Birlik ve beraberlik güçlendirilmeli, “Iğdırlı olma” aidiyet duygusu geliştirilmelidir. Vatandaş-devlet iş birliği ile Iğdır’ın güzel yarınlara hazırlanması artık bir tercih değil, zorunluluktur
Yorumlar
Kalan Karakter: