Iğdır Ovası, Iğdır ilinde bulunan, Aras Nehri boyunca yer alan tektonik kökenli bir çöküntü ovasıdır.
Aras Nehri boyunca uzanan ova, üç farklı coğrafi bölgeye ayrılmıştır. Bunlar; Batı Iğdır Ovası, Doğu Iğdır Ovası ve Dil Ovası’dır.
Iğdır Ovası’nın iklimi karasal ve yarı kuraktır. Yıllık yağış miktarı yaklaşık 200-250 mm’dir. Iğdır Ovası, Türkiye’nin en kurak bölgesidir. Buna rağmen mikroklima iklime sahip olması nedeniyle bol güneş ışığı alır ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin en güneşli bölgesidir. Orman bakımından ise en yoksul illerimizden biridir. Yılda yaklaşık 2.700 saat güneş ışığı almaktadır.
Iğdır, Türkiye yüzölçümünün yaklaşık %0,47’lik kısmını kaplar. Türkiye’de 81 il içerisinde, yaklaşık 205 bin nüfusuyla 74. sırada yer almaktadır. Yüzölçümünün %24’ü ova, %76’sı dağlıktır. Yaklaşık 73 bin hektarlık alan ekilip dikilen tarım arazilerinden oluşmaktadır.
Türkiye’de kırsalda yaşayan nüfus oranı %6,4’tür. Iğdır ise yaklaşık %40 kırsal nüfusa sahip olup, Ardahan gibi kırsal nüfusun yoğun yaşadığı iller arasında yer almaktadır.
Iğdır; iklimi, Aras Nehri, Karasu Çayı, güneşi, önemli coğrafi konumu ve verimli sulak topraklarıyla bölgenin Çukurovası’dır.
Iğdır insanının en büyük geçim kaynağı büyük oranda tarım ve hayvancılıktır. Peki, tarımda Iğdır ne durumdadır? Iğdır her ne kadar ova olarak bilinse de topraklarının %76’sı dağlıktır. Geriye kalan %24’lük ova alanı ise batıdan doğuya doğru amaç dışı yerleşim alanlarına dönüşmektedir. Dağlık alanlar ıssız kalırken, verimli tarım arazileri yerleşime açılmaktadır. Yanlış sulama nedeniyle topraklarımız tuzlanıp çoraklaşmakta, birçok yerde sulama sıkıntısı yaşanmaktadır.
Mevcut verimli alanlar; yerleşim, miras yoluyla bölünme ve plansız kullanım nedeniyle atıl duruma düşmektedir. Iğdır; pirinç, pamuk ve şeker pancarı gibi önemli tarım ürünlerinden büyük ölçüde mahrum kalmıştır. Köylerde göç yoğunlaşmış, birçok köy boşalmış, yaşlı nüfus genç nüfusu geçmiştir. Çoğu köylü artık üretimde yer almamakta, yiyip içtiğinin büyük kısmını dışarıdan satın almaktadır.
Köylü üretim yaptığında ise pazar sorunu yaşamaktadır. Emeğinin karşılığını alamamaktadır. Şu anda üretilen mısır bile bölgede sanayide değerlendirilip katma değere dönüştürülememektedir.
Amacım, cennetten bir köşe olan Iğdır’ımızı karalamak değildir. Iğdır, Yüce Allah’ın bize verdiği büyük bir lütuftur. Eğer Iğdır’daki topraklar hakkıyla değerlendirilirse, Iğdır bölgenin Hollanda’sı olur; Doğu Anadolu’yu besler. Göç durduğu gibi tersine döner, köyler boşalmaz, gençler memleketinde kalır. Iğdır insanı zenginleşir ve refah içinde yaşar.
Bunun yolu; fenni tarım yapmak, tarım alanlarının amaç dışı kullanımına yasak koymak, tarıma verilen desteği artırmak, pazar, soğuk hava deposu ve kooperatif hizmetlerini geliştirmekten geçmektedir. Ayrıca bölgede tarım ve hayvancılık meslek liseleri açılmalı; üniversite, sivil toplum, çiftçi ve devlet iş birliği artırılmalıdır. Bölgeye uygun tarım ürünleri çoğaltılmalı ve yerinde değerlendirilmelidir.
Birlik ve beraberlik içinde hareket etmek, aidiyet duygusuna sahip olmak, göçü önleyici tedbirler almak, sınır kapılarını açmak, havayolu ulaşımını teşvik etmek, sağlık sorununu çözmek, turizme önem vermek, tarihi değerlerimize sahip çıkmak, eğitimi öncelemek ve var olan yer altı ile yer üstü kaynaklarını doğru değerlendirmek gerekir. Bunun yanında kalifiye, liyakatli ve ehliyet sahibi insanlar yetiştirmek de büyük önem taşımaktadır.
Devlet-vatandaş iş birliği içerisinde, Iğdırlı iş insanlarını bölgeye çekip yatırım yapmalarını sağlamak gerekir. Çünkü Iğdır’ın kalkınması; sadece toprağın değil, insanın da yeniden ayağa kalkması demektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: