Bir şehrin gelişip tanınmasının yolu; ekonomi, ticaret, turizm, kültür, sanat, spor, edebiyat, tarih, şiir, film, festival, eğitim ve geçmiş değerlerine sahip çıkmasından geçer.
Iğdır, bu yönüyle cennetten bir köşe olmasına rağmen elimizdeki değerin yeterince kıymetini bilip değerlendiremiyoruz. Iğdır; bir Nevruz, Ölü Bayramı, Bozbaş, Şeyh Şamil Oyunu ve Muharrem Ayı’ndan ibaret değildir.
Iğdır, çok önemli bir coğrafi ve stratejik konuma sahip olup İpek Yolu üzerinde bir geçiş bölgesi olmuş, birçok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu yönüyle kültürlerin buluşup kaynaştığı, harmanlandığı, şahsına münhasır bir kültür ve medeniyet merkezi olmuştur.
Akıllarda kalıcı olması için Iğdır’ın geçmişten günümüze gelen tarihî ve kültürel değerlerine maddeler hâlinde bir göz atalım:
1- Iğdır, M.Ö. 4000 yıllarında Ağrı Dağı’nın kuzey yamacındaki Korhan Yaylası’nda kurulmuştur.
2- Yörenin ilk yerleşik kavmi, M.Ö. 4000 yıllarında Orta Asya’dan gelip Azerbaycan ile Doğu Anadolu bölgesine yerleştikleri tahmin edilen Hurrilerdir.
3- Iğdır şehrinin adı; iyilik, yiğitlik, ululuk, büyüklük ve bahadırlık anlamına gelen “Iğdır” kelimesinden gelir. Türk Oğuz Boyu’nun 24 ana boyundan biridir. Aynı zamanda Oğuz Han’ın altı oğlundan en küçüğü olan Deniz Han’ın dört oğlundan en büyüğüdür.
4- Karakoyunluların da mensup olduğu bu boyun ilk başbuğu İğdir Bey’dir. Anadolu ve Azerbaycan’da “Iğdır” şeklinde söylenir. Asıl söylenişi “İgdir”dir. Yöre ahalisi ise “İydir” olarak telaffuz eder.
5- Iğdır, 6.226 yıllık tarihinde Hurrilerden Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar yaklaşık 30 devletin hâkimiyetinde kalmıştır.
6- Iğdır’a 149 yıllarında Bulgar Türkleri olan Arsaklı göçebeler ve Saka Türkleri yerleşmiştir. Dolayısıyla Iğdır’a Türk yerleşimi, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan asırlar önce olmuştur.
7- Türkler yarı göçebe olup daha çok küçükbaş hayvancılıkla geçiniyorlardı. Iğdır, bu yönüyle Ağrı ve Alagöz dağlarını Tanrı ve Altay dağlarıyla özdeşleştirmiş; Türk ve Türkmenlerin otlağı ve yaylağı olmuştur.
8- Iğdır Ovası, Aras Nehri boyunca yer alan tektonik kökenli bir çöküntü ovasıdır.
9- “Sürmeli Çukuru” olarak da bilinen ovanın, Aras Nehri ile ikiye ayrılan ve kuzeyde, Ermenistan’da kalan kısmına “Sahat Çukuru” denilmektedir.
10- Iğdır, 1747-1828 yılları arasında İrevan Hanlığı yönetiminde 81 yıl kalmıştır.
11- Azerbaycan hanlıklarının en güçlüsü ve en stratejik konumdaki İrevan Hanlığı, Rus işgaline karşı 23 yıl direnmiş ve en çok zayiat veren Türk hanlığı olmuştur.
12- İrevan Hanlığı’nın bir parçası olan Iğdır ili, Rus direnişinde çok büyük kahramanlık göstermiş ve en çok kayıp veren yerlerden biri olmuştur.
13- Büyük Ağrı Dağı’ndaki deprem ve volkanik patlama 29 Mayıs 1664 tarihinde olmuş ve bir hafta sürmüştür.
14- Yaşanan 7,5 şiddetindeki büyük deprem ve volkanik patlamalar sonucu binlerce insan ölmüş, binlerce hayvan telef olmuştur.
15- Yaşanan büyük deprem ve patlamalar sonucu eski Iğdır şehri olan Korhan Yaylası yerle bir olmuştur.
16- Hayatta kalanlar Ağrı Dağı’nın güneyindeki şimdiki Iğdır Ovası’na gelip yeni Iğdır şehrini kurmuşlardır.
17- Şimdiki Iğdır şehrinin kurulduğu yer, o zamanlar yer yer bataklık, sazlık ve sivrisineklerin yoğun olduğu, sıtma hastalığının yaygın görüldüğü bir bölgeydi.
18- Çalışkan Iğdır halkı gece gündüz çalışarak arklar ve drenaj kanalları açmış, bataklıkları kurutup sazlıkları yok ederek bağ ve bahçeli evler kurmuştur.
19- 1664 depremi yaşandığında Iğdır, Safevî Devleti yönetimindeydi.
20- Iğdır’da ikinci büyük deprem ve volkanik hareketlilik, 1840 yılında Rus işgali döneminde Ahura’da meydana gelmiştir. Binlerce insan ölmüş, binlerce hayvan telef olmuştur.
21- Ahura depremi sonucunda manastır, meydana gelen toprak kayması sonucu yer altında kalmıştır. Daha sonra kurulan yerleşim, Aralık ilçesine bağlı olup 1965 yılında “Yenidoğan” adını almıştır.
22- Iğdır’da üçüncü büyük deprem 1962 yılında olmuş, daha çok mal kaybı yaşanmış ve evlerin çoğu yıkılmıştır.
23- Aras Nehri’nin düzensiz akışı nedeniyle Iğdır’da çok sayıda sel felaketi yaşanmıştır.
24- Iğdır, uzun yıllar sivrisinek ve sıtma hastalığının sıkıntılarını yaşamıştır.
25- 1920 yılına kadar çoğunluğu Türk ve Müslüman olan Iğdır’da Türkler, Kürtler, Ermeniler ve Ezidiler yaşamıştır.
26- Ruslar, 1828 yılında Iğdır’ı işgal edince bölgedeki Türk ve Müslümanları göçe zorlamış, yerlerine Ermenileri getirip yerleştirmiştir.
27- Iğdır’daki Hakveyis, Alikamer, Alican, Baharlı, Evci, Kızılzakir (Akyumak), Murşitali, Necefali, Pulur, Tacirli, Al Kızıl (Yukarı Topraklı) ve Taşburun gibi Türklerin yaşadığı köylerden halk zorla göç ettirilmiştir. Boşaltılan bu köylere ise İran ve başka yerlerden getirilen Ermeniler yerleştirilmiştir.
28- Iğdır, İrevan Hanlığı ve Batı Azerbaycan topraklarının bir parçası olup elimizde kalan kadim Türk yurdudur.
29- Iğdır, Misak-ı Millî’ye dâhil olmayan; Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Şark Kahramanı Kazım Karabekir Paşa’nın “Şark Kapısı” dedikleri yerdir.
30- Iğdır’ın Nahçıvan ile sınırı yoktu. Atatürk’ün İran ile yaptığı görüşmeler sonucu Küçük Ağrı Dağı ve Nahçıvan sınırındaki bazı topraklar İran’dan alınmış, 1932 yılında Iğdır Nahçıvan’a sınır olmuş; Ağrı Dağı’nın bütünlüğü sağlanmış ve İran’dan kaçak geçişler önlenmiştir.
31- Ruslar, 1917 Bolşevik Devrimi ile 89 yıllık işgalin ardından Iğdır’dan çekilmişlerdir.
32- Iğdır’da 1917 yılında yaşanan siyasi belirsizlik nedeniyle Ermenilerin teklifiyle Iğdır İcra Hükûmeti kurulmuştur.
33- 18 Mart Bakü olayları nedeniyle Ermeniler Iğdır İcra Hükûmeti’nden çekilmişlerdir.
34- 29 Mayıs 1918 tarihinde Ermenistan Cumhuriyeti kurulmuş ve Iğdır’ı kendi toprağı kabul etmiştir.
35- 1918-1920 yılları arasında yaşanan siyasi belirsizlik döneminde Ermeni güçleri ve Taşnak çeteleri, Iğdır’da büyük katliamlara girişmiştir.
36- Bölge insanında büyük travmalara sebep olan “Kaç Ha Kaç” sonucu Güney Azerbaycan’a ve Osmanlı Devleti’ne sığınmalar olmuştur.
37- Eli silah tutan Iğdır insanı “Halk Desteleri” kurarak direnişe geçmiştir.
38- Kars, Aras Türk ve Iğdır Millî Cumhuriyetleri 1918 yılında kurulmuştur.
39- Iğdır, 1920 yılında Ermeni işgalinden kurtarılarak vatan topraklarına katılmıştır.
40- “Kaç Ha Kaç” ile mülteci durumuna düşenler geri dönmüş, Ermeniler ve Ezidilerin bir kısmı Ermenistan’a göç etmiştir.
41- Iğdır’a çevre il ve ilçelerden göç olduğu gibi, Güney Azerbaycan ve İrevan tarafından gelip yerleşenler de olmuştur.
42- Iğdır, 1924 yılında nahiye merkezi olarak Doğubayazıt’a bağlanmıştır.
43- Daha sonra, 1934 yılında Kars iline bağlı ilçe merkezi olmuştur.
44- 1992 yılında il olmuş, Nahçıvan Dilucu Sınır Kapısı açılmıştır.
45- Iğdır; Ermenistan, Nahçıvan ve İran’a sınırdır. Nahçıvan Dilucu Sınır Kapısı açılmış olup, Ermenistan Alican Sınır Kapısı’nın açılması için çalışmalar yapılmaktadır.
46- Ağrı Dağı’nın zirvesi dâhil olmak üzere %65’lik kısmı Iğdır ili sınırları içerisindedir.
47- 1930 yılında sona eren Ağrı İsyanı, Iğdır’ı da önemli ölçüde etkilemiştir.
48- Iğdır’da ilk ilkokul 1925, ortaokul 1932, lise ise 1965 yılında açılmıştır. Iğdır Devlet Hastanesi 1964 yılında hizmete girmiştir.
49- Iğdır Üniversitesi 2008, Iğdır Havalimanı ise 2012 yılında açılmıştır.
50- Iğdır’ın yer altı kaynakları kaya tuzu ve ponza taşıdır.
51- Iğdır yüzölçümünün %26’sı ova, %74’ü ise dağlıktır.
52- Iğdır’ın merkez ilçe ile birlikte 4 ilçesi, 3 beldesi ve 163 köyü bulunmaktadır.
53- Iğdır’ın yüzölçümü 3.664 km² olup nüfusu yaklaşık 209 bindir. İlin plaka kodu 76’dır.
54- Iğdır, coğrafi konumu gereği mikroklima iklime sahiptir.
55- Iğdır, orman varlığı bakımından Türkiye’nin en yoksul illerinden biridir.
56- Iğdır, bölgenin tahıl, meyve ve sebze ambarı niteliğindedir.
57- Iğdır Ovası’nı Aras Nehri ile Karasu Çayı sulamaktadır.
58- Iğdır, küçükbaş hayvancılıkta Türkiye’nin ilk 10 ili arasında yer almaktadır.
59- Iğdır’ın “Şalak” kayısısı bir marka olup, Türkiye kayısı üretiminin yaklaşık %4’ünü karşılamaktadır.
60- Iğdır, 1960 yılından sonra yurt içine ve yurt dışına en fazla göç veren illerden biri olmuştur.
61- Nüfus oranına göre yurt dışına en çok göç veren iller arasında yer almaktadır.
62- Yurt içinde en fazla göçü, yaklaşık 100 bin nüfusla İstanbul’a vermiştir.
63- Yaklaşık 160 bin Iğdırlı, Iğdır dışına göç etmiştir.
64- Iğdır’da Devlet Su İşleri (DSİ) 1956 yılında kurulmuştur.
65- Iğdır Çalpala Kiti Hidroelektrik Santrali 1961 yılında kurulmuş, 1966 yılında faaliyete geçmiştir.
66- Iğdır, kutsal kitaplara konu olan, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en yüksek dağı kabul edilen dünyaca meşhur Ağrı Dağı’na sahiptir.
67- Iğdır’ın neresine giderseniz gidin, Ağrı Dağı’nın o büyük ihtişamını görürsünüz.
68- Nuh Tufanı sonucunda Hz. Nuh’un gemisinin Ağrı Dağı’nda karaya oturduğuna inanılmaktadır.
69- Nuh Tufanı sonrasında Hz. Nuh Peygamber’in Iğdır’a (Sürmeli Ovası’na) indiği ve burada çoğalarak dünyaya yayıldıkları rivayet edilmektedir.
70- Bu yönüyle Iğdır, canlı hayatın ve insanoğlunun ikinci yaşam hakkına ulaştığı yer olarak kabul edilmektedir.
71- İlhanlı Devleti’nin kurucusu ve hükümdarı Hülagû Han, Iğdır Serdarbulak’ta yazlık saray yaptırmış ve burada konaklamıştır.
72- Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan, Iğdır’ı kışlak olarak kullanmıştır.
73- Osmanlı Devleti’ni kuran Kayı Boyu, uzun süre Iğdır’da kalmıştır.
74- Büyük Selçuklu Devleti, Anadolu’ya girişte Iğdır güzergâhını kullanmıştır.
75- Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah ve Başvezir Nizamülmülk, Iğdır’a gelerek burada karargâh kurmuşlardır.
76- Timur Han, Iğdır Kalesi’ni almış ve bir süre Iğdır’da kalmıştır.
77- İran Şahı Rıza Pehlevî, bir süre Iğdır’da konaklamıştır.
78- Sovyetler Birliği döneminde Alican Sınır Kapısı 1939 yılına kadar karşılıklı açık kalmış, iki ülke arasında ticari alışveriş yapılmıştır.
79- Kars-Iğdır-Nahçıvan demiryolunun açılması için çalışmalar yapılmaktadır.
80- Iğdır Soykırım Anıtı ve Müzesi 1999 yılında açılmıştır.
81- Korhan Yaylası, Iğdır Kervansarayı, Iğdır Kalesi, Karakale Harabesi ve Hanı, Aslanlı Kule, Taş Bina, Iğdır Soykırım Anıtı ve Müzesi, Koçbaşı Mezar ve Müzesi, Aras Nehri, Melekli İrem Bağları, Kültepe (Urartu Tepeleri), Melekli Kaya Mezarları, Diszor Tepesi (Urusun Bucağı), Melekli Açık Hava Müzesi, Hakmehmet ve Oba Köyü Şehitlik Anıtları, Çakırtaş (Amarat) Köyü Kümbeti, Hakmehmet Ziyaretgâhı, Asma Köyü Kaya Mezarları, Iğdır Kuş Cenneti ve Pamuk Dağı önemli tarihî ve doğal değerler arasındadır.
82- Karakoyunlu’daki Cennetabat Ata Ocakları, Karakoyunlu Koçbaşlı Açık Hava Müzesi, Taşburun Kerbelayı İsmail Anıtı ve Açık Hava Müzesi, Karasu Mesire Yeri, Türkiye-Ermenistan Alican Sınır Kapısı ve Tarihî Bebek Mağarası önemli ziyaret yerleridir.
83- Tuzluca Tuz Mağaraları, Tuzluca Anıtsal Taç Kapı, Kırmızı Taş Bina, Tuzluca Ermeni Mezarlığı, Tuzluca Köprüsü, Tuzluca Tuz Terapi Merkezi, Tuzluca Kültepe Höyüğü, Akbulak Kalesi, Aslanlı Kale, Serdarbulak Kışla Binası, Hasankent Gurganı, Bahçelik Köyü Kız Kalesi, Gedikli Kaleleri, Hadımlı Köyü Köroğlu Kalesi, Rağbet Köyü Köroğlu Kalesi, Hasancan Kalesi, çeşme ve su yolları, Yukarı Katırlı Kalesi, Âşık Hüseyin Kalesi ve Yerleşim Alanı, Yüce Otağı Kalesi, Gül Ahmet Kalesi, Aşağı Katırlı Koçbaşı Mezar Taşları, Aşağı Aktaş Kale ve Kaya Mezarları, Testere Vadisi, Balıklı Göl, Tekelti Dağı, Gaziler Köyü, Üçkaya (Ekerek) Gölü, Gedikli (Tavusgün) Köyü Şehitliği, Tuzluca’daki 30 milyon yıllık gergedan fosili, Tuzluca Gökkuşağı Tepeleri ve Uğurca Şelalesi önemli değerler arasındadır.
84- Aralık ilçesindeki Tarihî Ortaköy Evi ve Hamamı, Hacı İbrahim Gödekli Kümbeti, Serdarbulak Rus Kışlası, Süreyya Çeşmesi, Nahçıvan Dilucu ve İran Borualan Sınır Kapıları, Karasu Çayı, eski su değirmenleri, Iğdır Devlet Üretme Çiftliği ve Ahura Harabeleri önemli tarihî miraslardır.
85- Iğdır’da Nevruz, Ölü Bayramı ve Muharrem Ayı önemli gelenekler arasında yer almaktadır.
86- Şeyh Şamil Oyunu; Bozbaş, Taş Köfte, Ayran Aşı, Ekşili, Erişte, Kavurma, Kelecoş, Kaygana, Etli Pilav, Nabat, Oma Çorbası, Un Helvası, Tuzluca Balı, cevizi, kuymağı, salmancası, gezeyağı, kirpisi, yoncası, çağalası, yemliği, kuş üzümü, Melekli Şalağı, Alıgızıl, Mürşitali karpuzu, kelemi, şeftalisi ve Şalak kayısısı ile Iğdır hem doğal hem de damak zevki açısından zenginlik sunmaktadır.
87- Iğdır insanı nereye giderse gitsin hemşerisini bulur, yaşadığı yerde Iğdır’ı yaşatır.
88- Iğdır, göçmen kuşlarının güzergâhında yer almakta olup Iğdır Kuş Cenneti’nde 348 kuş türü bulunmaktadır.
89- Iğdır’da “Hacı Leylek” olarak bilinen leylekler, adeta şehirle özdeşleşmiştir. Çoğu zaman göç etmeyip Iğdır’da kalmaktadırlar.
90- Iğdır’da geçmişten kalan Eski Park, Kilise, Merkez Camii, Iğdır Lisesi, Haydar Aliyev Parkı, Saat Kulesi, Hastane, Eski Hayvan Pazarı, Tekel Binası, hamamlar, Yeraltı Çarşısı, sinemalar, su arkları ve yeşil bahçeli evlerin çoğu değişmiş veya betonlaşmaya kurban edilmiştir.
91- Ağrı Dağı Millî Parkı, yılkı atları, yüzlerce endemik bitki türü ve yaban hayvanı ile bölgenin önemli doğal zenginlikleri arasındadır.
92- Kosa Oyunu, Koç Katımı, Kirvelik, Kına Gecesi, Beybaşı, Çemenisi, Honçası, Keçesi, Motal Peyniri, Camış Keresi Şoru, Kovut, Patlıcan Reçeli, Lepesi ve daha nice değer Iğdır’ın kültürel mirasının önemli parçalarıdır.
93- Iğdır’a 1930’lu yıllarda Bulgaristan Türkleri, 1990 yılından sonra ise Ahıska Türkleri yerleştirilmiştir. Bu göçlerle birlikte Iğdır’ın sosyal ve kültürel yapısı daha da zenginleşmiş, farklı Türk topluluklarının bir arada yaşadığı önemli bir şehir hâline gelmiştir.
Yorumlar
Kalan Karakter: