Yaklaşık kırk yıldır Kuzey ve Güney Azerbaycan, Nahçivan ve Iğdır bölgeleriyle ilgili araştırmalar yapıyorum. Bu süreçte bölgeyi adım adım gezdim; köy köy dolaştım. Etkili ve yetkili pek çok insanla görüştüm. Yüzlerce kaynağı tarayıp notlar aldım, değerlendirdim. Özellikle Iğdır’ın tarihini, kültürünü, sosyal ve coğrafi yapısını ayrıntılı olarak inceledim.
Iğdır merkez olmak üzere Tuzluca, Karakoyunlu, Aralık ilçeleri ile üç beldesi ve 163 köyünü büyük oranda yerinde gidip görerek tanıdım. Yakın zamanda tekrar Iğdır’a giderek Karakoyunlu ilçesinden Kaçardoğanşalı, Bayatdoğanşalı, Gökçeli, Şiraçı, Taşburun, Bulakbaşı, Aktaş, Yazlık (Beri), İslamköy (Kafirlöy); Aralık ilçesinden ise Kırçiçeği (Kıraçbağı), Kolikent (Kulukent), Karahacılı (Karağaçlı), Yukarı Topraklı (Yukarı Alikızıl), Aşağı Topraklı (Aşağı Alikızıl), Saraçlı (Pirço), Aşağı Çamurlu, Yukarı Çamurlu, Hasanhan (Hasanabat), Babacan (Kobi) köylerini ziyaret ettim.
Iğdır Düşünce Otağı ve Karakoyunlu Ata Ocağı’nda seminerler verdim. Iğdır Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Ekrem Gürel başta olmak üzere; Dr. Mehmet Kum, Dr. Murat Parim, Ercan Gökçe, Bedir Taştan, Sefer Karakoyunlu, Ziya Şakir, Ahmet Özcan, Mahmut Aşkar, Akay Aktaş ve Iğdır Haber’den Ali Bey gibi birçok değerli insanla bilgi alışverişinde bulundum.
İstanbul’da İSDAT Tarih Kurulu Başkanlığı başta olmak üzere birçok sivil toplum örgütünde görev aldım ve aktif olarak çalıştım. Iğdır ile ilgili birçok mahalli gazete ve dergide köşe yazarlığı yaptım. Yine bu bölgeyle ilgili pek çok yayın ve seminere katıldım.
Azerbaycan, Nahçivan ve Iğdır hakkında kırk yılı aşkın süredir aktif çalışmalar yürütüyorum. Bu kapsamda yüzlerce yazı kaleme aldım. Ancak üzülerek belirtmeliyim ki, tüm bu özverili çalışmalarımda çok az destek gördüm. Yukarıda adını zikrettiğim kıymetli insanlar dışında katkı sunan pek olmadı.
Bugün Azerbaycan coğrafyası, yaklaşık 480 bin kilometrekarelik yüzölçümü ve 50–60 milyonluk devasa bir Türk nüfusuyla, Türk dünyasının en stratejik bölgelerinden biridir. Kuzeyde Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti, Özerk Nahçivan Cumhuriyeti; Güney’de ise İran sınırları içinde yer alan Güney Azerbaycan… Ve bu coğrafyanın Anadolu’ya açılan kapısı: Iğdır.
Iğdır, üç devlete sınır olan, Türk dünyasına açılan serhat şehrimizdir. Bu topraklar kadim bir Türk yurdudur. Bu muazzam coğrafyanın tarihini, kültürünü, siyasal yapısını anlamak ve yaşatmak her birimizin görevi olmalıdır. Bu ilgiyi yalnızca Bozbaş yemeğine, Şeyh Şamil oyununa, Ölü Bayramı’na, Nevruz’a ya da Muharrem Ayı’na indirgemek yetersiz ve eksik olur.
Unutulmamalıdır ki Azerbaycan, Türk dünyasının gözbebeğidir. Iğdır ise bu dünyaya açılan canlı ve direngen bir kapıdır. Bir şairin dediği gibi:
“Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..
Ne ağır imtihandır, başında sabır olanın…”
Bu büyük imtihanı hakkıyla geçenlere selam olsun…