Benim memleketimin kırları papatyalarla doludur.
Bahar gelince Iğdır ovası beyaz bir deniz gibi olur. Rüzgâr esttikçe papatyalar başlarını sallayıp sanki toprağın gülümsemesini anlatır.
Papatya saflığın ve temiz kalbin çiçeğidir.
Sevgililer bazen papatyayı koparır, “seviyor, sevmiyor” diye umut bağlar. Bu yüzden papatya biraz da sevdanın ve masumiyetin çiçeğidir.
Bahar günlerinde Iğdır’ın kırlarında dolaşan genç kızlar, papatyaları toplayıp saçlarına taç yapar. O papatya tacı, gençliğin ve doğanın verdiği en sade süstür.
Ama Iğdır kırlarında yalnız papatya yoktur.
Bir de gelincikler vardır… Kızıl kızıl açarlar. Sanki toprağın yüreğinden çıkan bir renk gibi.
Papatya masumiyetin, gelincik ise sevdanın rengidir.
Ve bahar gelince Iğdır’ın kırları, bu iki çiçeğin yan yana açtığı bir tabloya dönüşür.
İnsan o zaman anlar ki;
Doğa bazen en güzel şiirini bir kır dolusu papatya ve birkaç gelincikle yazar.
"Papatyalar kadar narin görünen yürekler, en zor fırtınalarda bile dimdik durur."
Yorumlar
Kalan Karakter: