Doğu’nun Çukurova’sı olarak bilinen Iğdır’da kayısı bahçeleri çiçek açtı. Mart ayında ortaya çıkan bu görsel şölen, hem üreticilerde bereket umudunu artırdı hem de fotoğrafçılarla doğaseverlerin ilgisini çekti.
Doğu Anadolu’nun önemli tarım merkezlerinden biri olan Iğdır’da, baharın gelişiyle birlikte kayısı ağaçları çiçek açtı. Üç ülkeye sınırı olan bu serhat şehri; verimli ovası, uygun iklimi ve coğrafi şartlarıyla bölgenin tahıl, sebze ve meyve ambarı konumundadır. Aynı zamanda güneşin ilk doğduğu şehirlerimizden biri olarak ayrı bir güzelliğe sahiptir.
Havaların ısınmasıyla birlikte ovaya yayılan yaklaşık 350 bin kayısı ağacı, bölgeyi adeta beyaz bir örtüyle kapladı. Iğdır, sanki beyaz gelinlerle süslenmiş gibi büyüleyici bir görünüme büründü.
Her yıl ortalama 40 bin ton kayısı rekoltesinin elde edildiği kentte, ağaçların çiçek açması üreticilerde bereketli bir yıl geçeceği umudunu güçlendirdi. Baharın gelişiyle yeşil ile beyazın buluştuğu bu eşsiz manzara, adeta doğal bir stüdyoya dönüştü. Kartpostalları andıran görüntüler sunan bahçeler, fotoğrafçılar ve doğaseverler için cazibe merkezi haline geldi. Yöre halkı da bu güzelliği yerinde görmek için bahçelere akın ediyor.
İklimi ve coğrafi şartlarıyla “Doğu’nun Çukurova’sı” olarak anılan Iğdır, tarım alanlarıyla ülke ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır. Yörenin en önemli gelir kaynaklarından biri olan ve halk arasında “sarı altın” olarak adlandırılan kayısı, lezzetini ve kalitesini büyük ölçüde bu özel iklim ve toprak yapısından almaktadır.
Iğdır kayısısı; tadı, aroması, büyüklüğü, rengi ve kokusuyla eşsizdir. Özellikle “Şalak” kayısısı başlı başına bir marka değerine sahiptir. Bu değerli ürün; Rusya, Ukrayna, Azerbaycan ve Polonya başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç edilmekte, aynı zamanda iç piyasada da önemli bir yer tutmaktadır. Gerçekten de Iğdır kayısısının kendine has aroması dünyada nadir bulunan bir özelliktir.
Türkiye, kayısı üretiminde dünya birincisidir. Iğdır ise Malatya, Elazığ ve Mersin’in ardından dördüncü sırada yer almaktadır. Malatya kayısısı daha çok kurutmalık olarak değerlendirilirken, Iğdır kayısısı sofralık olarak öne çıkmaktadır. Bu yönüyle de ayrı bir değere sahiptir.
Ancak ne yazık ki dünyanın en kaliteli kayısılarından birini üreten Iğdır, bu zenginliği yeterince değerlendirememektedir. Üretici çoğu zaman tüccarın insafına kalmakta, emeğinin karşılığını tam anlamıyla alamamaktadır.
Geçtiğimiz yaz Iğdır’a yaptığım ziyarette, başta kayısı olmak üzere erik ve dut gibi birçok meyvenin değerlendirilemeden yere döküldüğüne şahit oldum. Bu tablo, hem ekonomik hem de vicdani açıdan kabul edilemez bir kayıptır.
Oysa çözüm zor değildir. Soğuk hava depolarının artırılması, üretici kooperatiflerinin güçlendirilmesi ve meyve suyu ile işleme tesislerinin kurulmasıyla bu ürünler katma değere dönüştürülebilir. Nasıl ki Malatya kayısısını markalaştırıp dünya pazarına sunmayı başardıysa, Iğdır da aynı başarıyı yakalayabilir.
Güzel Iğdır’ımızın güzel insanları her şeyin en iyisine layıktır. Yeter ki sahip olduğumuz bu kıymetin farkına varalım ve onu doğru değerlendirelim.
Her şey gönlünüzce olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: