Kış adında bir adamın Büyük Çil, Küçük Çil ve Boz Ay adında üç oğlu varmış. Kış öncelikle en büyük oğlu olan Büyük Çile’yi kırk günlük bir yolculuğa gönderir, büyük oğul gitsin köyleri, el obayı gezsin oralarda ne var ne yok insanlar nasıl yaşıyorlar diye.
Büyük Çile giyer keçi derisinden elbiselerini çıkar yola, az gider uz gider dere tepe düz gider ve sonunda aralık ayının yirmi ikisinde bir tepe üzerinden seyretmeye başlar el obadaki insanları.
İnsanlar sabah uyanmış ve şaşkın şaşkın dışarıda yağan kar’ı seyrediyorlar, Kar ve soğuğu gören oba halkı büyük çilenin geldiğini hemen anlarlar ve bu soğukların 40 gün süreceğini bildikleri için geçen yazdan biriktikleri torbaların ağzını açarak başlarlar yiyip içip eylenmeye. Tüm evlerde soba ve tandır başlarında yemekler, tatlılar yapılır konu komşulara pay edilir, kısacası kırk gün sürecek olan bu soğuk günleri hiç umursamadan eğlenceye ve işlerine devam ederler.
Kırk gün sonra büyük Çile geri döner ve yolda soğuk ayın başlangıcında orta kardeşi olan küçük Çile ile karşılaşır ve küçük çile büyük Çileye sorar gittin el obayı gördün insanlar ne durumdadır, anlat hele.
Büyük Çile ’de derki; geçen yazdan toplanan erzak torbalarının ağzını açtırdım, sobaları tandırları yaktırdım ben.
Küçük Çile der ki; sen hiçbir şey yapmamışsın ki bak ben gideceğim şimdi gör neler olacak. O tandırları yakan koca karıları tandırın ağzından basıp küfle’ den çıkaracağım, erzak torbalarını boşaltacağım, kazanları ters çevireceğim, onları tir tir titreteceğim.
Büyük Çilede der ki; Çokta övünme, sen insanoğlunu tanımıyorsun, benim kırk günde yapamadığımı sen yirmi gündemi yapacaksın.
Küçük Çile büyük Çileden ayrılır ve köylere doğru yola koyulur.
Büyük Çile den korkmayan insanlar küçük çileden de korkmazlar, Oba halkı on gün soğuklarla mücadele eder ve onuncu gün hemen "Hıdır Nebi" törenlerine hazırlanmaya başlarlar. İnsanlar haşıl, kuymakla birlikte tandır ve soba üzerinde buğday kavururlar ve bunu öğütüp kavut yaparak yerler ki içleri ısınsın, ayrıca yazdan kalan kuyuda saman altında sakladıkları karpuzu kesip yerler, yumurtaları ise haşlayıp gök kuşağının tüm renklerine boyayarak Hıdır Nebi şarkıları söyleyerek eğlenceler eşliğinde tokuştururlar.
Hanım, ayağa dursana, Boş kabı doldursana, Yük dibine varsana, Boş kabı doldursana, Hıdır'ı yola salsana. Çatma, çatma, çatmaya, Çatma yere batmaya, Hıdır payın kesenin, Ayağı yere çatmaya. Ve böylece Küçük Çilenin de yirmi günlük ömrü biter geri dönmek zorunda kalır.
Küçük Çile geri dönerken yolda en küçük kardeş olan Boz Ay ile karşılaşır.
Boz Ay görür ki küçük kardeşinde yüzü solmuş hiçbir şey yapamamış insanoğluna ve derki sende büyük çile gibi iyi niyetle gitmedin hep kötülük yapmak için yola çıktınız, ama ben ne yapacağım sizde görün.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Küçük çile solgun bir yüzle ne yapacaksın ki?
Boz Ay cevap verir; ben el obayı yeşillendireceğim, bahçelerde çiçek açtıracağım, onlara bayram yapacağım der ve ayrılır ortanca kardeşten.
Boz Ay köylere gelir ve bir aylık ömrüne (21 Mart’a kadar) birçok şey sığdırır, her Çarşamba bir iş yapmaya başlar, havaları ısıtır, suların buzlarını eritir, toprağı ısıtır ve ağaçları uyandırır, İnsanlar toprağın ısındığını görünce sevinerek ekim yapmaya hazırlanırlar.
Boz Ay'ın 1 aylık döneminde yöre halkı her Çarşamba bahçelerde ateşler yakar ve ateşin üzerinden atlayarak eğlenirler.
Boz Ay da 1 aylık ömrünü tamamladıktan sonra obayı terk eder ve Oba’ya misafirlerin en güzeli gelir, misafirin adı Bahar, bir diğer adıyla Nevruz. Kaynak; Kadim Miras Nevruz Kitabından.
Yorumlar
Kalan Karakter: