Kafkas Üniversitesi Öğr. Gör. Dr. Ömer Sarıaslan, Türkiye sınırına sadece 16 km uzaklıktaki Metsamor Nükleer Santrali’nin yarattığı çevre felaketi riskine dikkat çekti.
Kafkas Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Ömer Sarıaslan, Ermenistan sınırları içerisinde yer alan ve Iğdır başta olmak üzere tüm Doğu Anadolu bölgesini tehdit eden Metsamor Nükleer Güç Santrali’ni (NGS) çevre hukuku ve güvenlik açısından mercek altına aldı. Sarıaslan, santralin "dünyanın en tehlikeli nükleer tesisi" olarak kabul edildiğini vurguladı.
48 Yıllık Eski Teknoloji ve Deprem Riski
Dr. Sarıaslan, Metsamor’un 1977 yapımı eski Çernobil teknolojisine sahip olduğunu ve aktif bir deprem kuşağı üzerinde yer aldığını hatırlattı. 6.8 şiddetinde deprem geçmişi bulunan bölgedeki santralin, güvenlik ilkelerini birçok yönden sağlayamadığını belirten Sarıaslan, "Bu santral çevre-ekonomi dengesinde değerlendirilecek bir konu olmaktan çoktan çıkmıştır" dedi.
"Doğu İllerinde Geri Dönüşü Olmayan Zararlar Verebilir"
Santralin Türkiye sınırına sadece 16 kilometre uzaklıkta olduğuna dikkat çeken Dr. Sarıaslan, olası bir sızıntının Iğdır, Kars, Ardahan, Erzurum, Ağrı ve Van illerinde telafisi mümkün olmayan felaketlere yol açabileceğini belirtti. Ayrıca, nükleer atıkların Aras Nehri’ne karışmasını önleyecek somut bir planın bulunmamasının ekolojik bir yıkım riski taşıdığını ifade etti.
Barış İçin Somut Adım: Metsamor Kapatılmalı
Türkiye ile Ermenistan arasındaki diplomatik normalleşme sürecine de değinen Sarıaslan, "Gerçek bir barış iklimi ortaya çıkacaksa, ilk somut adım Metsamor’un kapatılması olmalıdır. Ermenistan’ın enerji ihtiyacı için Türkiye teknik ve mali destek sağlayabilir" önerisinde bulundu.
Devletin Görevi ve Hazırlık Sorusu
Metsamor tehdidinin "acil kodla" ele alınması gerektiğini savunan Dr. Sarıaslan, "İkinci bir Çernobil vakası yaşanırsa Türkiye’nin hazırlığı var mıdır?" sorusunun hayati önem taşıdığını ve devletin vatandaşlarını bu nükleer tehditten korumasının anayasal bir yükümlülük olduğunu hatırlattı.
Yorumlar
Kalan Karakter: