Tarih çoğu zaman fetihleri ve zaferleri kaydeder; ancak kimi zaman da yıkılmış şehirlerin, suskun taşların ve toprağa gömülmüş hatıraların diliyle konuşur. 29 Mayıs 1664’te Korhan Yaylası’nda meydana gelen büyük deprem, yalnızca doğal bir afet değil, Doğu Anadolu’nun kadim yerleşimlerinden biri olan Eski Iğdır’ın (Şehr-i Atik) tarih sahnesinden silinişidir.
Ağrı Dağı’nın kuzey yamacında, 1950–2200 metre yükseltide yer alan Korhan Yaylası, MÖ 5000’lere uzanan yerleşim geçmişiyle Hurrilerden Urartulara, Selçuklulardan Karakoyunlu ve Osmanlılara kadar pek çok medeniyetin izlerini taşımıştır. Ticaret yollarının kavşağında bulunan bu şehir, surlarla çevrili, iki kapılı kalesi, sarayları ve gelişmiş tarım-hayvancılık düzeniyle bölgenin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Hülagû Han, Uzun Hasan’ın Yazlık Sarayları Osmanlı devletini kuran Kayı boyu ve Ertuğrul Gazi’nin bir dönem kışladığı yer olan Iğdır Korhan Yaylasının siyasi ve stratejik değerini göstermektedir.
1664 baharında meydana gelen ve bir hafta sürdüğü rivayet edilen şiddetli deprem, Korhan Yaylası’nı ve Eski Iğdır’ı tamamen harap etmiş; camiler, hanlar, konutlar ve kale yerle bir olmuştur. Osmanlı arşivlerinde sınırlı kayıt bulunan bu felaket, halk hafızasında “Eski Şehir depremde göçtü” ifadesiyle günümüze kadar taşınmıştır. Sağ kalanlar Aras Ovası’na inerek önce Baharlı, daha sonra Sultanabat çevresinde yeni yerleşimi kurmuş, zamanla bu iki çekirdeğin birleşmesiyle bugünkü Iğdır ortaya çıkmıştır.
Korhan Yaylası’nda bugün görülen temel kalıntıları, mezarlar ve seramik parçaları, yalnızca bir arkeolojik alan değil, yitirilen bir şehir kültürünün sessiz tanıklarıdır. Bu yıkım, Iğdır’ın tarihsel sürekliliğinde bir kopuş olduğu kadar, aynı zamanda yeniden doğuşun da başlangıcıdır.
Iğdır Kalesi ise Urartu döneminden Osmanlı’ya uzanan uzun tarih boyunca bölgenin savunma ve idare merkezi olmuş, Ağrı Dağı’nın gölgesinde stratejik konumuyla hem askeri hem de kültürel bir odak noktası teşkil etmiştir. Bugün kalıntıları ayakta duran kale, Iğdır Ovası ve Ağrı Dağı’nı aynı anda gören panoramik konumuyla, geçmişin jeopolitik önemini somut biçimde yansıtmaktadır.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Sonuç olarak, 1664 Korhan Depremi yalnızca bir doğa olayı değil, yaklaşık yedi bin yıllık bir yerleşim geleneğinin mekânsal merkez değiştirmesine yol açan tarihsel bir kırılmadır. Eski Iğdır toprağın altında kalsa da, hatırası Korhan rüzgârında, Ağrı Dağı’nın eteklerinde ve halk belleğinde yaşamaya devam etmektedir. Tarih, yalnızca fethedilen şehirleri değil, kaybedilen şehirleri de yazmak zorundadır.
Yorumlar
Kalan Karakter: