İnsanoğlu bazı nimetleri eksildiğinde fark eder. Tuz da onlardan biridir. Sofrada durur ama üzerinde durulmaz; hayatı taşır ama çoğu zaman adı anılmaz. Oysa tuz, yalnızca bir tat değil, bir denge, bir emanettir. Tuzluca Tuz Mağarası, bu emaneti hatırlatan mekânlardan biridir.
Iğdır’ın Tuzluca ilçesinde yer alan bu mağara, sıradan bir turizm alanı değildir. İçine girildiğinde insan yalnızca bir yerin değil, zamanın ve emeğin içine girer. Dağın bağrından çıkarılan tuz, kolay elde edilmemiştir. Alın teriyle, sabırla, bazen sessiz bir kabullenişle çıkarılmıştır. Bu yüzden mağaranın duvarlarında yalnızca tuz değil, insan emeğinin de izi vardır.
Mağaranın içi serindir ama bu serinlik ürpertmez. Aksine insanı sakinleştirir. Tuz duvarları sesi emer; dış dünyanın aceleciliği orada hükmünü kaybeder. Bir süre sonra insan, nefesinin bile değiştiğini fark eder. Daha yavaş, daha derin, daha dikkatli… Belki de tuzun asıl etkisi budur: İnsanı durdurması, kendine getirmesi.
Tuz, bozulmayı önleyen bir nimettir. Hayatı muhafaza eder, çürümeyi geciktirir. Bu yönüyle yalnızca geçmişin değil, bugünün de ihtiyacıdır. Tuzluca Tuz Mağarası’nın son yıllarda sağlık turizmi açısından ilgi görmesi boşuna değildir. Özellikle solunum yolları için tercih edilmesi, tuzun şifaya vesile oluşunu yeniden hatırlatır. İnsan bazen ilacı, sessizliğin içinde bulur.
Ancak mesele yalnızca sağlık değildir. Mesele, nimetin kıymetini bilmektir. Tuzun nasıl çıkarıldığını görmek, insanın gündelik hayatta elini uzattığı şeylere daha dikkatli bakmasını sağlar. Emeksiz sandığımız birçok şeyin ardında görünmeyen bir çaba, bilinmeyen bir hikâye vardır. Tuzluca Tuz Mağarası, bunu anlatmak için yüksek seslere ihtiyaç duymaz.
Bugün bu mağara, doğru korunur ve hakkıyla anlatılırsa bölge için önemli bir imkândır. Fakat bu imkân, tüketilerek değil; anlayarak değerlendirilmelidir. Her yer kalabalık olmak zorunda değildir. Bazı mekânlar sükûnetiyle değer kazanır.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Mağaradan çıktığınızda üzerinizde tuz kokusu kalmayabilir. Ama bir fark ediş kalır. İnsan, nimetin de mekânın da bir hakkı olduğunu düşünür. Ve şunu anlar: Tuz çok olunca değil, yerinde olunca anlamlıdır. Hayat da biraz böyledir.
Yorumlar
Kalan Karakter: