Bazı yolculuklar takvimde yalnızca iki gün bir gece sürer, ama insanın belleğinde yıllarca yaşar. Bu yıl düzenlenen 12. Ulusal Bartın Şiir Günleri için aldığım davet de böyle bir yolculuğun kapısını araladı. Davetliler arasında Prof. Dr. çevirmen Mehmet Hakkı Suçin, şair Elçin Sevgi Suçin, (Ankara) şair Nilay Özer (İstanbul) ve şair Hatice Tarkan Doğanay'ın (Samsun) adlarını görünce sevincim daha da arttı.
Uzun yıllardır eserlerini bildiğim, emeklerine saygı duyduğum isimlerle aynı etkinlikte bulunacak olmak heyecan vericiydi. Bir başka merakım da etkinliğin mimarı şair Keramettin Çetin, Nilay Özer, Hatice Tarkan Doğanay’dı. Onlarla ilk kez karşılaşacaktım. Elçin Sevgi Suçin ve Prof. Dr. Çevirmen Mehmet Hakkı Suçin’lerle aramızda öncesinden yakın bir dostluk köprüsü kurulmuştu.
Bir etkinliği uzaktan izlemek başka, onu ilmik ilmik kuran insanı yakından tanımak bambaşka bir deneyimdir. On üç saat süren uzun bir otobüs yolculuğunun ardından Bartın'a ulaştım. Yolun yorgunluğu vardı ama Karadeniz'in serin nefesi ve kentin sakin yüzü bu yorgunluğu kısa sürede aldı götürdü. İlk bakışta Bartın, insanı telaşsızlığıyla karşılayan bir şehir... Gürültüden uzak, kendi ritminde yaşayan, misafirini kucaklamayı bilen bir kent.
20 Haziran gecesi Belediye Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen etkinlik, şiirin insanları nasıl bir araya getirebildiğinin güzel bir örneğiydi. Salondaki kalabalık ve Bartın İl Kültür ve Turizm Müdürü Özlem Koçak, Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır’ın programa katılmaları farklı bir zenginlikti. Akademisyen Haluk Öner'in moderatörlüğünde gerçekleştirilen programda, Elçin Sevgi Suçin ve Prof.. Dr. Mehmet Hakkı Suçin son derece verimli ve ufuk açıcı söyleşi yaptılar. Elçin Sevgi suçun iki şiirini seslendirdi. “Kuş Dediğin Uçar”. Aritmik Cızırtı” şiirlerini seslendirdi.
Şiir sunumları, soyadı sırasına göre şöyle: Ben(F. Aras) “Küslük Yankısı”, “Sen Beni Fırat’tan Say”
Hatice Tarkan Doğanay, ”Beni Tutan Yüzler”, “Yaşamın Ölümü”
Keramettin Çetin, “ Mitolojik Bir Aşk” (Bartın şiiri) ve “Antakya'nın Gözyaşları” (deprem şiiri).
Nilay Özer, "Yola taş döşeyen adamların atladığı şu gerçek". Bu şiirden iki parça okudu. Sözcüklerin köprü kurduğu, şiirin ve çevirinin sınırları aştığı bir gece yaşandı.
Bu güzel buluşmanın ardındaki en önemli isimlerden biri kuşkusuz şair Keramettin Çetin’di. Bir şiir etkinliği düzenlemek yalnızca program hazırlamak kolay değildir. Aylar süren emek, sayısız görüşme, bitmeyen ayrıntılar ve büyük bir gönül işi gerektirir. Keramettin Çetin, iki gün bir gece boyunca Bartın'ı şiirin sesiyle buluşturmayı başardı.
Şairleri, okurları ve edebiyat dostlarını aynı çatı altında bir araya getirirken yalnızca bir etkinlik düzenlemedi, şiirin insanları birbirine yaklaştıran gücünü de görünür kıldı.
Şiir, bazen bir kitabın sayfalarında kalmaz, insan ilişkilerine, dostluklara ve kentlerin ruhuna da siner. Bartın'da bunu hissettim. Etkinliğe destek veren gönüllü sponsorların misafirperverliği, hazırlanan zengin ikramlar ve gösterilen özen, şiire verilen değerin somut karşılığı gibiydi.
Gece sonunda Amasra'nın kapıları açıldı bize. Karadeniz'in mavisini tarihin derinliğiyle buluşturan bu eşsiz kent, neden yüzyıllardır hayranlık uyandırdığını ilk bakışta anlatıyor insana. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet, 1460 yılında Amasra'yı fethetmek üzere geldiğinde şehri yükseklerden seyreder ve gördüğü manzara karşısında hayranlıkla, "Lala, lala! Çeşm-i Cihan bu mu ola?" diye seslenir. O günden sonra Amasra, "Çeşm-i Cihan" yani dünyanın gözbebeği olarak anılır.
Deniz, kale, ada ve gökyüzü; sanki büyük bir şiirin hiç bitmeyen dizeleri gibi önümüzde uzanıyordu. İki gün bir gece süren bu yolculuk yalnızca bir şiir etkinliği değil, dostluğun, sanatın, tarihin ve doğanın iç içe geçtiği unutulmaz bir deneyim oldu.
Bu güzel buluşmada Amasra ve Bartın'ın doğal güzelliklerini görme fırsatı bulduk. Son gün, Kuşkayası Yol Anıtı'nın tarih kokan taşları arasında geçmişin izlerini dinledik. İnkumu sahillerinde Karadeniz'in sonsuzluğuna baktık. Ağaçlı Kaya bölgelerinin yemyeşil doğasında yürüdük. Her köşe ayrı bir tablo, her manzara ayrı bir şiir gibiydi. Bu geziler sırasında ressam Hülya Çolaklar, Doç. Dr. Huriye Çolaklar ve Akademisyen Songül Erkişi Hanım'ın içtenlikleri ve neşeleri yol arkadaşlığımıza renk kattı.
Bazen güzel bir manzarayı unutursunuz ama o manzarada birlikte güldüğünüz insanları unutmazsınız. Onların samimiyeti Bartın anılarımın sıcak sayfaları arasında yerini aldı.
Bartın ve Amasra benim için böyle bir yolculuk oldu. Şiirin gölgesinde başlayan bu serüven, Karadeniz'in mavisinde ve dostluğun sıcaklığında unutulmaz bir anıya dönüştü.

Gece sonunda Amasra'nın kapıları da açıldı bize. Karadeniz'in mavisini tarihin derinliğiyle buluşturan bu eşsiz kent, neden yüzyıllardır hayranlık uyandırdığını ilk bakışta anlatıyor insana. Rivayete göre Fatih Sultan Mehmet, 1460 yılında Amasra'yı fethetmek üzere geldiğinde şehri yükseklerden seyreder ve gördüğü manzara karşısında hayranlıkla, "Lala, lala! Çeşm-i Cihan bu mu ola?" diye seslenir. O günden sonra Amasra, "Çeşm-i Cihan" yani dünyanın gözbebeği olarak anılır.
Deniz, kale, ada ve gökyüzü; sanki büyük bir şiirin hiç bitmeyen dizeleri gibi önümüzde uzanıyordu. İki gün bir gece süren bu yolculuk yalnızca bir şiir etkinliği değil, dostluğun, sanatın, tarihin ve doğanın iç içe geçtiği unutulmaz bir deneyim oldu.
Bu güzel buluşmada Amasra ve Bartın'ın doğal güzelliklerini görme fırsatı bulduk. Son gün, Kuşkayası Yol Anıtı'nın tarih kokan taşları arasında geçmişin izlerini dinledik. İnkumu sahillerinde Karadeniz'in sonsuzluğuna baktık. Ağaçlıkaya bölgelerinin yemyeşil doğasında yürüdük. Her köşe ayrı bir tablo, her manzara ayrı bir şiir gibiydi. Bu geziler sırasında ressam Hülya Çolaklar ve Çavlan Edebiyat Topluluğu'nun başkanı Songül Kişioğlu’nun da içtenlikleri ve neşeleri yol arkadaşlığımıza renk kattı.
Bazen güzel bir manzarayı unutursunuz ama o manzarada birlikte güldüğünüz insanları unutmazsınız. Onların samimiyeti Bartın anılarımın sıcak sayfaları arasında yerini aldı.
Bartın ve Amasra benim için böyle bir yolculuk oldu. Şiirin gölgesinde başlayan bu serüven, Karadeniz'in mavisinde ve dostluğun sıcaklığında unutulmaz bir anıya dönüştü.
Bartın'dan ayrılırken valizimde birkaç kitap, telefonumda birkaç fotoğraf vardı. Ama asıl götürdüğüm şey bunlar değildi. Yanımda şiirin sıcaklığı, dostluğun güzelliği ve Karadeniz'in mavisi vardı. Başta şair Keramettin Çetin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Bartın'a ve Çeşm-i Cihan Amasra'ya sevgiyle selam gönderiyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: