IĞDIR İÇİN EDEBİYAT VE SANAT FESTİVALİ
Şair - yazar Fatma Aras yazdı... "IĞDIR İÇİN EDEBİYAT VE SANAT FESTİVALİ"
Anadolu’daki hiçbir il, Iğdır kadar ayrıcalıklı bir coğrafi konuma sahip değildir. Türkiye’de üç ülkeye sınırı olan tek il Iğdır’dır. Kuzey ve kuzeydoğusunda Ermenistan, doğusunda Nahcivan Özerk Cumhuriyeti (Azerbaycan), güneydoğusunda ise İran ile komşudur. Bu özellik, Iğdır’ı yalnızca bir sınır kenti değil, aynı zamanda tarih boyunca önemli bir kültür ve medeniyet kavşağı haline getirmiştir. Iğdır, Selçuklu, Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Gacarlar gibi köklü medeniyetlerin izlerini taşıyan kervansarayları, kümbetleri ve koç başlı mezar taşlarıyla dikkat çeker. Orta Asya’dan taşınan geleneklerle bağını bütünüyle koparmadan modernleşmeyi başarmış ender şehirlerden biridir. Bu topraklar, geçmiş ile bugünü aynı potada buluşturan güçlü bir kültürel hafızaya sahiptir. Ağrı Dağı’nın eteklerinde kurulu olan Iğdır, tarihsel ve kültürel zenginliğiyle yalnızca bir coğrafya değil, aynı zamanda bir anlatıdır. Ancak bu anlatının önemli bir parçası olan edebiyat ve sanat birikimi, bugüne kadar hak ettiği ölçüde görünür kılınamamıştır. Oysa Iğdır, edebiyat ve sanat açısından unutulmuş bir hazine niteliği taşımaktadır. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Ağrı Dağı’nın eteklerinde, Korhan Yaylası’nda düzenlenecek kapsamlı bir edebiyat ve sanat festivali, Iğdır’ın adını Türkiye’nin kültürel haritasında daha belirgin hale getirebilir. Böyle bir organizasyon, yalnızca bir etkinlik değil, aynı zamanda bu kentin kültürel kimliğini yeniden hatırlama ve hatırlatma imkânı sunacaktır. Bu topraklar, Mücahit Özden Hun, Tuğrul Keskin, Mehmet Kum, Asım Keser, Sinan Akyüz, Mahmur Aşkar, Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Hasan Özkılıç, Suna Aras, Orhan Aras, Fatma Aras, Nursel Aras, Coşkun Oluz, Fahrettin Alay, Anne tarafından dolayı Iğdır için kalem oynatan Aslıhan Tüylüoğlu, Aygün Eroğlu, Rıfat Gürel, Yurtseven Şen ve Emir Şıktaş gibi pek çok yazar ve şairin doğduğu ya da eserleriyle bu coğrafyayı anlattığı bir yerdir… Genç kuşak olarak adlandırabileceğimiz Nihat Çakar, Mecit Devran Çakar ve Nevzat Ildız gibi isimler de bu kültürel sürekliliğin bir parçasıdır. Burada adını tek tek sayamadığımız onlarca yazar ve şair daha vardır. Kimileri bu toprakları doğrudan yazmıştır, kimileri ise yazmasa da adı bu coğrafyayla anılmıştır. Ancak adı bu topraklarla birlikte anılan herkes unutulmamalıdır. Çünkü yazılan her satırda, doğrudan ya da dolaylı olarak Iğdır’ın dokusu hissedilmektedir. Müzik alanında da Iğdır önemli isimler yetiştirmiştir. Seyduna Türküler ve Cevdet Bağca başta olmak üzere, adını burada anamadığımız pek çok değerli müzisyen, Iğdır’ın kültürel mirasının kıymetli parçalarıdır. Onların sesi, bu toprakların hafızasını taşımaktadır. Iğdır’da düzenlenecek kültürel etkinliklere uluslararası bir boyut kazandırmak oldukça mümkündür. Gürcistan, Nahcivan ve İran ile olan coğrafi yakınlık, ilerleyen süreçte Ermenistan’ın da dâhil olabileceği kültürel bir etkileşim alanı yaratmaktadır. Türkiye genelinde edebiyat dünyasında adını duyurmuş yazar ve şairlerin bu tür etkinliklere davet edilmesi de Iğdır için önemli bir zenginliktir. Iğdır’da doğup büyüyen Hasan Özkılıç, romanları sinemaya uyarlanmış kıdemli bir yazardır. Aramızdan ayrılmış olmasına rağmen, adının ve eserlerinin yaşatılması bir kültürel sorumluluktur. Iğdır, onun gibi önemli edebi isimlerin anısını yaşatmak amacıyla bir sanat sokağı oluşturabilir. Sevgili Coşkun Oluz’un çabalarıyla Melekli beldesinde bir ata ocağında sergilenen arşiv, bu tarihsel ve kültürel birikimin somut bir örneğidir. Bu arşivin süreklilik kazanarak kentin belirli bir alanında kalıcı hale getirilmesi, Iğdır için büyük bir kazanım olacaktır. Bu tür çalışmalar, kentin edebiyat dünyasındaki yerini daha görünür kılar. Bu nedenle Iğdır’da bir sanat sokağı oluşturulması, önemli edebi ve sanatsal isimlerin eserlerini yaşatmak için güçlü bir başlangıç olabilir. Ağrı Dağı’nın eteklerindeki bu topraklar, edebiyatın ve sanatın yeniden filizleneceği bir merkez haline gelebilir. Böyle bir sokak, Iğdır’ın kültürel mirasını ön plana çıkarır ve bu mirası yeni kuşaklara aktarır. Iğdır, kalem tutan ozanlarını tanımalı ve onların eserlerini yaşatmalıdır. Bu yaklaşım, Iğdır’ın kültürel zenginliğini görünür kılmanın etkili yollarından biridir. Bir sanat sokağı, Iğdır’ı Türkiye’nin kültürel haritasında daha belirgin bir noktaya taşıyabilir. Dikkate alınması gereken bir diğer husus da Iğdır’da düzenlenen kitap fuarlarıdır. Haritada dahi Iğdır’ın yerini bilmeyen bazı yazar ve şairler, yalnızca ilişkiler nedeniyle onur konuğu olarak davet edilebilmektedir. Oysa o kentte doğmamış ya da yaşamamış olsa bile, o kent için büyük bir aidiyetle üreten ustalar vardır. Bu isimler göz ardı edilmemelidir. Iğdır, sahip olduğu kültürel zenginliği ön plana çıkarmak için kararlı adımlar atmalıdır. Ağrı Dağı’nın görkemli silueti, Aras Nehri’nin dingin akışı ve yaylaların yeşil örtüsü, Iğdır’ı eşsiz bir coğrafya haline getirmektedir. Bu coğrafya, edebiyatın ve sanatın doğal beşiği olmaya adaydır. Sonuç olarak Iğdır, edebi ve sanatsal geleceğini inşa etmek için kendi değerlerine sahip çıkmalı ve bu zenginliği görünür kılacak adımları gecikmeden atmalıdır.