İnsanın en zor anlarından biri vedadır… Birini yolcu ederken içimizde bir şey eksilir, ama dilimiz çoğu zaman kısa bir cümleye sığınır: “Hayırlı yolculuklar…”
Bizim memlekette bunun bir de sessiz hali vardır: arkasından su dökmek.
Belki çoğumuz bunu küçükken büyüklerimizden gördük, “hadi su dök” dediler ve biz de anlamını tam bilmeden yaptık. Ama aslında o suyun içinde koca bir anlam gizlidir.
“Su gibi git, su gibi gel”
Bu topraklarda su boşuna seçilmemiştir. Çünkü su akar… Yol bulur… Durmaz… Engel tanımaz…
İşte insan da yolculuğa çıkarken suya benzetilir:
Yolun açık olsun denir
Takılma, engel görme denir
Ve en güzeli: “Su gibi git, su gibi gel” denir
Yani aslında dökülen su, bir tür iyi dilek sessizliğidir.
Eski bir hatıranın izi
Türk kültüründe suya hep ayrı bir saygı vardır. Eski zamanlardan beri suyun temizliği, bereketi ve hayat vermesi bilinir. O yüzden suya sadece bakılmaz, biraz da “hürmet edilir”.
Belki de bu yüzden, giden birinin arkasından su dökmek: “Yolun temiz olsun, hayatın akışında bir sıkıntı olmasın” demenin en sade halidir.
Sadece bir gelenek değil…
Aslında su dökmek bir ritüelden çok bir duygudur.
Biraz hüzün vardır içinde…
Biraz umut…
Biraz da “geri dönsün” isteği…
Su yere dökülür ama aslında kalpten bir dua akar: “Allah yolunu açık etsin…”
Bugüne kalan anlamı
Zaman değişmiş, hayat hızlanmış ama bu küçük alışkanlık hâlâ yaşıyor. Çünkü insan değişmiyor; sevdiğini uğurlarken iyi dilek bırakma ihtiyacı hep aynı kalıyor.
Bir bardak suyla bile olsa…
Son söz
Belki de en güzeli şudur: Bazen en derin dualar, en sessiz yapılanlardır.
Bir su dökersin…
Bir bakarsın…
Ve içinden dersin ki:
“Su gibi git… su gibi gel…”
Yorumlar
Kalan Karakter: