Bir zamanlar evlerde yüksek ses yoktu babanın yanında.
Çünkü korkudan değil, hürmetten susulurdu.
Baba kapıdan girdiğinde çocuklar toparlanır, oturuşunu düzeltir, sözünü ölçerdi. Kimse bunu bir baskı olarak görmezdi. Çünkü o evin yükünü omuzlarında taşıyan adamın emeğine duyulan saygıydı bu.
Bugün ise değişen zamanla birlikte bazı şeyleri de kaybettik. Haklarımızı öğrendik ama hürmeti unuttuk. Konuşmayı öğrendik ama dinlemeyi ihmal ettik. Kendimizi ifade etmeyi öğrendik ama fedakârlığın sessiz dilini anlamakta zorlanır olduk.
Oysa baba dediğimiz adam, çoğu zaman sevgisini göstermeyi bilmeyen bir yüreğin sahibidir. Belki sarılmaz, belki güzel sözler söylemez. Ama yağmurda ıslanırken çocukları üşümesin diye düşünür. Kendi eskirken evladına yenisini almaya çalışır. Kendi içinde fırtınalar koparken evinde huzur olsun ister.
Baba, çoğu zaman kıymeti geç anlaşılan bir gölgedir.
Annenin sevgisi sıcak bir güneş gibidir; görünür, hissedilir. Babanın sevgisi ise kökü toprağın derinlerine inen bir çınar gibidir; sessizdir ama ayakta kalmamızı sağlayan odur.
Evlat olmak sadece sevilmek değil, hürmet etmeyi de bilmektir.
Bazen babanın sözünü kesmemek bir saygıdır. Bazen sesini onunkinden yüksek çıkarmamak bir edeptir. Bazen de haklı olsan bile susup gönlünü kırmamaktır.
Çünkü bazı insanlar gittikten sonra boşluğu dolar, bazıları gittikten sonra yeri dolmaz.
Baba da işte böyledir.
Bir gün o koltuk boş kaldığında, akşam eve girdiğinizde o tanıdık ses duyulmadığında, yıllarca sıradan sandığınız nasihatlerin aslında bir ömürlük servet olduğunu anlarsınız.
O yüzden bugün vakit varken;
Babanızın elini tutun. Sözünü dinleyin. Gönlünü alın. Ve ona, yaşarken değer verin.
Çünkü mezar taşları özlem gidermiyor.
Baba, evin en sessiz kahramanıdır.
Kıymeti hayattayken bilinen babalar, evlatlarının en büyük zenginliğidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: