Bugünün gençleri ve çocukları belki bilmez...
Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmediği, dostluğun bir tuş kadar yakın ama bir o kadar da uzak olmadığı zamanlarda çocuk olmak bambaşka bir şeydi.
1990'lı yıllardan sonra doğan nesillerin birçoğu, bizim büyüdüğümüz mahalle kültürünü, komşuluk ilişkilerini, paylaşmanın ve dayanışmanın ne kadar kıymetli olduğunu yaşayarak görmedi. Oysa bizler; büyüklerine saygıyı, küçüklerine sevgiyi, çevreye duyarlılığı, nimete hürmeti ve emeğe değer vermeyi daha çocuk yaşlarda öğrenen bir nesildik.
Bu yazı biraz geçmişe özlem, biraz da yeni nesillere bırakılmış bir hatıradır...
BİZ O NESİLDİK
Biz, bir büyük çocuğun küçüğüne göz kulak olduğu, komşunun çocuğuna da kardeşi gibi sahip çıktığı bir nesildik.
Oyuncaklarımızı mağazalardan değil, hayal gücümüzden çıkarırdık. Çamurdan oyuncaklar yapar, teneke kutudan davul çalar, karpuz kabuğundan araba sürerdik. Paramız azdı belki ama hayallerimiz çoktu.
Bir lokma ekmeği ikiye bölüp arkadaşımızla paylaşırdık. Aç kalmaktan değil, paylaşmamaktan utanırdık. Sofrada büyüğün başlamasını bekler, nimetin kıymetini bilir, yere düşen ekmek kırıntısını alıp üfledikten sonra alnımıza koyardık.
Mahalle bizim oyun alanımız, komşularımız ise ikinci ailemizdi. Bir evde pişen yemek, gerektiğinde başka bir evin sofrasına da ulaşırdı. Sevinçler paylaşılır, acılar birlikte göğüslenirdi.
Akşam ezanı okununca oyun biter, annelerimizin sesi bütün sokaktan daha güçlü gelirdi kulağımıza. O sesin içinde sevgi de vardı, merhamet de, otorite de...
Biz, birbirimizi tehdit ederken bile araya "iki buçuğu" sıkıştıran vicdanlı bir nesildik.
Televizyonun değil, sokağın büyüttüğü çocuklardık biz. Dizlerimiz yara bere içinde olurdu ama gönüllerimiz tertemizdi. Üzerimizde marka yoktu belki ama karakter vardı.
Şimdi dönüp geriye baktığımızda anlıyoruz ki; asıl zenginlik sahip olduklarımızda değil, sahip çıktıklarımızdaymış.
Biz, yokluk içinde büyüyüp gönlü zengin kalan bir nesildik.
Az eşyamız vardı ama çok hatıramız vardı.
Az paramız vardı ama çok dostumuz vardı.
Az oyuncağımız vardı ama çok mutluluğumuz vardı.
Belki de bizi en güzel anlatan cümle şudur:
Biz, insanlığın hâlâ komşu kapılarında yaşadığı son nesillerden biriydik. "Biz insanlığın hala komşu kapılarında yaşadığı son nesillerden biriydik. "
Yorumlar
Kalan Karakter: