Dil, bir milletin hafızasıdır. Atalarımız, uzun uzun anlatılacak hakikatleri bazen bir deyimin içine sığdırmış, birkaç kelimeyle insanın hem ruhunu hem de davranışını tarif etmiştir. "Cin atına binmek" deyimi de bunlardan biridir.
Bugün bu sözü duyduğumuzda çoğu zaman "çok öfkelendi", "gözü döndü", "kendini kaybetti" anlamında kullanırız. Bir kimse düşünmeden hareket ediyor, öfkesine yeniliyor, önünü arkasını hesap etmeden konuşup davranıyorsa, halk arasında "Cin atına binmiş." denilir.
Elbette burada gerçek anlamda bir cin ya da cin atı kastedilmez. Bu, halkın gözlem gücünden doğmuş güçlü bir benzetmedir. Çünkü öfke, hırs, kin ve ihtiras insanın iradesini elinden aldığında, kişi adeta görünmeyen bir kuvvet tarafından sürükleniyormuş gibi davranır. Bu yüzden atalarımız, böylesi hâlleri "cin atına binmek" sözüyle anlatmıştır.
Tasavvuf ehli ise bu deyime daha derin bir mana yükler. Onlara göre insanın en büyük düşmanı dışarıdaki şeytan değil, içerideki nefistir. Nefis dizginlenmediğinde öfke büyür, hırs çoğalır, kibir kök salar. İşte o zaman insan aklın değil, nefsin bineğine binmiş olur.
Bu yüzden irfan büyükleri önce öfkeyi yenmeyi, sonra nefsi terbiye etmeyi öğütlemişlerdir. Çünkü öfke ile verilen karar pişmanlık, sabırla verilen karar ise hikmet doğurur.
Dikkat edilirse kutsal kitabımızda da öfkesini yenenler övülür. Güçlü olmak, başkasını alt etmek değil; kızdığı zaman kendini kontrol edebilmektir. İnsan, dilini tutabildiği kadar olgundur; öfkesini yenebildiği kadar güçlüdür.
Ne yazık ki günümüzde insanlar en küçük bir eleştiride öfkeleniyor, sosyal medyada hakaretler havada uçuşuyor, trafikte birkaç saniyelik sabırsızlık canlara mal oluyor. Sanki herkes görünmeyen bir "cin atına" binmiş gibi birbirine tahammülsüz yaşıyor.
Oysa bizim medeniyetimiz, öfkenin değil vakarın, aceleciliğin değil sabrın, kibrin değil tevazunun medeniyetidir.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; öfkenin atından inip hikmetin yoluna yürümektir.
Atalarımız boşuna dememiş:
"Öfke ile kalkan, zararla oturur."
Ben de bu sözü şöyle tamamlamak isterim:
"Cin atına binen, yolunu şaşırır; gönül atına binen ise Hakk'a yaklaşır. Çünkü insanı menzile ulaştıran hızı değil, istikametidir."
Yorumlar
Kalan Karakter: