İnsan bazen bir şehri anlatırken yollarından, dağlarından, ovalarından söz eder. Bazen tarihinden, kültüründen, bereketli topraklarından bahseder. Ama bir şehrin ruhunu anlatmak istiyorsanız, o şehirde yaşayan insanların yüzündeki ifadeye bakmanız gerekir.
Ben bir Iğdırlı olarak yıllardır İstanbul'da yaşıyorum. Ancak kilometrelerce uzakta olsam da yüreğim her zaman memleketimle birlikte atıyor. Iğdır'ın sevincini de hüznünü de gelişimini de yakından takip ediyorum. Çünkü insan doğduğu toprağı hiçbir zaman unutamıyor.
Son zamanlarda Iğdır'a baktığımda dikkatimi çeken önemli bir değişim görüyorum. Bu değişimin merkezinde ise Sayın Valimiz Mustafa Fırat Taşolar bulunuyor.
Devlet yöneticiliği yalnızca makamda oturmak değildir. İnsanların arasına karışabilmek, onların dertlerini dinleyebilmek, yaşadığı şehrin kültürüne saygı gösterebilmek ve gönüllere dokunabilmektir. İşte Sayın Valimizde gördüğüm en önemli özellik de budur.

Bir insan doğup büyümediği bir şehri bu kadar kısa sürede nasıl benimseyebilir? Bir şehrin örfüne, adetine, inancına, kültürüne nasıl bu kadar içtenlikle sahip çıkabilir? İşte bu sorunun cevabını her ziyaretinde, her programında ve vatandaşlarla kurduğu her diyalogda görmek mümkün.
Bugün toplum olarak en çok özlemini çektiğimiz şeylerden biri samimiyettir. İnsanlar artık kendilerini dinleyen, anlayan ve değer veren yöneticiler görmek istiyor. Sayın Mustafa Fırat Taşolar'ın ortaya koyduğu yaklaşım da tam olarak budur. Makamın gücünü değil, insan olmanın değerini ön plana çıkaran bir anlayış...
Iğdır sadece Türkiye'nin doğusunda bulunan bir şehir değildir. Iğdır; farklı kültürlerin, farklı inançların ve farklı renklerin kardeşçe yaşadığı özel bir memlekettir. Böyle bir şehrin huzurunu, birlikteliğini ve toplumsal uyumunu koruyabilmek büyük bir sorumluluk ister. Bu noktada ortaya konulan çaba ve hassasiyet takdire değerdir.
Bir şehri kalkındıran sadece yapılan binalar, yollar veya projeler değildir. Asıl kalkınma insanların birbirine güvenmesiyle, kendini değerli hissetmesiyle ve geleceğe umutla bakabilmesiyle başlar. Bugün Iğdır'da gördüğümüz olumlu tablo da işte bu anlayışın bir sonucudur.
Bazen düşünüyorum; bu duruşun kaynağı nedir? Aile terbiyesi mi, alınan eğitim mi, karakter mi? Belki de hepsinin birleşimidir. Çünkü saygı, tevazu ve insan sevgisi sonradan kazanılan değil, insanın ruhuna işleyen değerlerdir.
Memleketini seven her Iğdırlı gibi benim de en büyük arzum; şehrimizin huzuruyla, kardeşliğiyle, kültürüyle ve güzellikleriyle anılmasıdır. Bu uğurda emek veren herkese teşekkür etmek bir vatandaşlık görevidir.
Bizim oralarda çok anlamlı bir söz vardır. Bir insanın güzelliğini anlatmaya kelimeler yetmediğinde söylenir:
"Senin doğuran anaya helal olsun."
Ben de bugün bu sözü içtenlikle söylemek istiyorum.
Teşekkürler Sayın Valim... Iğdır'ın yüzünü güldüren, insanına değer veren ve memleketimize umut olan duruşunuz için teşekkürler
Yorumlar
Kalan Karakter: