Dünya, uzun zamandır derin bir çelişkinin içinde savruluyor.
Bir yanda insan hakları, özgürlük ve hümanizm nutukları atan devletler…
Diğer yanda ise bu kavramları kendi çıkarlarına göre eğip büken bir düzen…
Kendilerini insan haklarının savunucusu olarak tanıtan Batı dünyası, bugün kendi iddialarıyla yüzleşmek zorunda. Çünkü söylem ile gerçek arasındaki mesafe artık gizlenemeyecek kadar büyümüş durumda.
Donald Trump gibi tartışmalı figürlerin yükselişi, sadece bir siyasi tercih değil; aynı zamanda toplumsal bir kırılmanın da göstergesidir. Bu durum, hakikatin yerini algının aldığı, değerlerin yerini çıkarların doldurduğu bir çağda yaşadığımızı açıkça ortaya koymaktadır.
Ancak mesele yalnızca bir lider ya da bir ülke değildir.
Mesele, insan haklarının evrensel bir değer olmaktan çıkarılıp, güçlülerin elinde bir araca dönüştürülmesidir.
Bugün bir coğrafyada görmezden gelinen acılar, başka bir yerde siyasi çıkar uğruna yüksek sesle dile getiriliyor.
Oysa adalet, seçilerek uygulanamaz.
İnsan hakları, coğrafyaya göre değişmez.
Bu karanlık tabloya rağmen, sessiz kalmayanlar da var.
İspanya, İtalya ve Türkiye gibi ülkeler, zaman zaman bu çarpık düzene itiraz ederek, insanlık adına söz söylemeye devam ediyor.
Hiçbir ülke kusursuz değildir.
Ama önemli olan, haksızlık karşısında susmamaktır.
Çünkü sessizlik, zulmün en konforlu zeminidir.
Ve ne yazık ki insanlığın en ağır sınavı yine en masumlar üzerinden veriliyor…
Savaşlarda, göç yollarında, yoksulluğun kıyısında ve istismarın karanlığında en büyük bedeli çocuklar ödüyor.
Her istismar edilen çocuk, insanlığın kaybettiği bir davadır.
Her öldürülen kadın, vicdanın biraz daha sustuğu bir andır.
Artık mesele sadece siyaset değil;
Bu, doğrudan insanlık meselesidir.
Ama yine de umut var…
Çünkü insanlık, sadece hatalarıyla değil; kendini düzeltme iradesiyle de var olmuştur.
Bugün de aynı çağrıya ihtiyaç var:
Daha fazla çocuk istismar edilmeden,
daha fazla kadın toprağa düşmeden,
daha fazla insan anlamsız savaşlarda yok olmadan…
İnsanlık, kendi vicdanına dönmek zorundadır.
Çünkü dünya, güçle değil; vicdanla ayakta kalır.
Ve vicdan susarsa, dünya kaybeder.
Yorumlar
Kalan Karakter: