Türkiye’nin en uç noktalarından birinde yer alan Iğdır, yalnızca stratejik ve coğrafi konumuyla değil, aynı zamanda köklü ve zengin mutfak kültürüyle de dikkat çeken önemli bir serhat şehridir.
Üç devlete sınırı bulunan bu kadim coğrafya, tarih boyunca farklı kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış; bu çok katmanlı tarih, Iğdır mutfağına da doğrudan yansımıştır.
Iğdır yöresel mutfağı, Anadolu’nun genel yemek kültürünü yansıtmakla birlikte, Kafkasya ve İran havzasının izlerini de taşır. Bölgenin iklimi, tarım ürünleri ve hayvancılığa dayalı yaşam biçimi, yemeklerin içerik ve pişirme tekniklerini belirlemiştir. Özellikle hamur işleri, Iğdır mutfağının temel unsurlarından biridir. Hamur; kimi zaman sade, kimi zaman etli, bakliyatlı ya da sütlü yemeklerin ana bileşeni olarak karşımıza çıkar.
Ne var ki bu zengin gastronomik miras, günümüzde yeterince bilinmemekte ve aktarılmamaktadır. Tarihin derinliklerinden süzülerek gelen ata yadigârı birçok yöresel yemek, unutulma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Genç kuşakların, sağlıklı ve yerel beslenme kültürü yerine batı tipi beslenmeye yönelmesi bu süreci hızlandırmaktadır. Batı tipi beslenme; daha çok işlenmiş, paketlenmiş, hazır gıdalar, fast food ürünleri, abur cubur ve şekerli içeceklerin tüketimini ifade etmektedir. Oysa Iğdır mutfağı; doğal, besleyici ve mevsimsel ürünlere dayalı yapısıyla son derece sağlıklı bir gastronomik miras sunmaktadır.
Bu noktada, yerel mutfağın yaşatılması ve tanıtılması adına gösterilen bireysel çabalar büyük önem taşımaktadır. Iğdır merkez Topçular Mahallesi Hanımeli Sok. No:20 adresinde faaliyet gösteren Açelya Yöresel Ev Yemekleri ve Kahvaltı Kafe & Restoran, bu anlamda dikkat çekici bir örnektir. Pınar Bildik Hanım’ın öncülüğünde yürütülen bu girişim, Iğdır’a özgü yemeklerin hazırlanması, sunulması ve tanıtılması konusunda önemli bir kültürel hizmet sunmaktadır. Bu tür mekânlar, yalnızca ticari işletmeler değil; aynı zamanda yaşayan birer gastronomi hafızasıdır.
Iğdır yöresel mutfağında öne çıkan yemekler arasında şunlar yer almaktadır:
Taş köfte, bağırma, ekşili pilav (üzgözlü, gazmaklı, kişmişli), müsembeli pilav, kükülü pilav, döşeme pilav, domatesli çekme, soğanlı yeşil mercimekli çekme, şivitli çekme, Ersin kebabı, evelikli yarma aşı, bozbaş, yağ şorbası, ayran aşı, sabah aşı, gatık aşı, omaç aşı, kelle paça, erişteli pilav, yumurtalı ve patatesli erişte, salmanca kavurması, maş kavurması, kirpit, hörre aşı, sütlü yarma aşı (kabaklı), tuzlu sütlaç (sütaşı), sütlü pilav, gezeyağı kavurması, maş haşlaması, diş hediği, kavurga, şekerli eklem dolması (ekşi erikli), lepeli etli sebze dolması, lepeli dut ve yaprak sarması, kavurma, keplemeli kuymak, keplemeli gayganak, omaç helvası, yağlı erik kaysefesi, cızda pilav, balık çöreği, zencefilli çörek, küt arası, fetir, helse, asuda, hağuz ve günümüzde artık yapılmayan semeni, döymeç ve doğramaç.
Sonuç olarak, Iğdır mutfağı yalnızca damak zevkine hitap eden bir yemek kültürü değil; aynı zamanda tarih, coğrafya ve toplumsal hafızanın somut bir yansımasıdır. Bu mirasın korunması, belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması; yerel yönetimlerin, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve bilinçli bireylerin ortak sorumluluğudur. Unutulan her yemek, kaybolan bir kültürel hafıza parçası demektir. Bu nedenle Iğdır’ın yöresel mutfağı, hak ettiği değeri görmeli ve Türkiye gastronomi haritasındaki yerini daha güçlü bir şekilde almalıdır. Rufat GÜREL - Araştırmacı Yazar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Iğdır’da Çatıdan Düşen Vatandaş İçin Kar Engeli Seferberlikle Aşıldı!
Yorumlar
Kalan Karakter: