Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı (TAJEV), "Sadece Benim İçin" sosyal sorumluluk projesi kapsamında Van’da tarihi bir halk buluşmasına ve bilimsel sempozyuma imza attı. Van Uygulama Oteli’nde düzenlenen ve çok sayıda kadının ücretsiz muayene edildiği programda, Türkiye’nin önde gelen tıp profesörleri internet dolandırıcılığına dönen sahte sağlık reçetelerine savaş açtı.
Van’da Dev Sağlık Zirvesi: Profesörlerden Sosyal Medya Reçetelerine ve Menopoz Yanılgılarına Geçit Yok
Türk Alman Jinekoloji Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı’nın (TAJEV) gelenekselleştirdiği ve büyük bir toplumsal bilinci hedefleyen "Sadece Benim İçin" sosyal sorumluluk projesinin yeni durağı Van oldu. Van Uygulama Oteli Konferans Salonu’nda halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleştirilen dev organizasyona kadınlar adeta akın etti. Üst düzey protokolün katıldığı buluşmada jinekoloji, onkoloji ve kadın sağlığı alanında otorite kabul edilen bilim insanları, sanal mecralardaki bilgi kirliliğinden menopoz yönetimine kadar çok kritik başlıkları masaya yatırdı, ücretsiz tarama ve muayeneler gerçekleştirdi.
Van Kanser Taramalarında Türkiye’nin Zirvesinde
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, kentin sağlık altyapısı ve koruyucu sağlık hizmetlerindeki başarısına dikkat çekti. Kadın sağlığının toplumun temel yapı taşı olduğunu belirten Op. Dr. Tosun, "Van olarak sağlık hizmetlerinde çok ciddi bir ivme yakaladık. Şu an Türkiye’de en fazla kanser taraması gerçekleştiren ilk 3 ilden biri konumundayız. TAJEV’in Vanlı kadınlarımıza yönelik gerçekleştirdiği bu kapsamlı anne, bebek ve kadın sağlığı bilgilendirme hamlesini çok kıymetli buluyor, destek veren tüm hocalarımıza şükranlarımı sunuyorum" dedi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli de üniversite olarak bu tür bölgesel kalkınma ve farkındalık projelerine her zaman akademik destek sunmaktan memnuniyet duyduklarını aktardı.
Prof. Dr. Cihat Ünlü: "Doğru Bilgiye Ulaşmak Eskisinden Çok Daha Zor"
Halk buluşmasının ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan TAJEV Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü, dijitalleşmenin tıp dünyasına ve hasta davranışlarına olan negatif yansımalarını sert sözlerle eleştirdi. İnternet ortamında denetimsizce yayılan bilgilerin hekim-hasta ilişkisini zedelediğini belirten Prof. Dr. Ünlü şöyle konuştu:
"Günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolay gibi görünse de kanıta dayalı, doğru bilgiye ulaşmak eskisinden çok daha zor bir hal aldı. İnternete girdiğiniz zaman abuk sabuk, hiçbir bilimsel temeli olmayan her türlü iddiayla karşılaşıyorsunuz. Hastalarımız bu kirli kaynaklara ulaşıp sonra bize geliyor ve 'Hocam sizin verdiğiniz ilaç kanser ya da ülser yapıyormuş' diyor. Nereden duyduklarını sorduğumuzda ise 'İnternette falanca sitede okudum' yanıtını alıyoruz. Bu durum tedavi süreçlerini sabote ediyor. Ayrıca menopoz konusuna da açıklık getirmek gerekiyor; ortalama yaşam süresi uzadı. Menopoza giren bir kadına artık 'Bu hayatın doğal akışı, katlanacaksın' demiyoruz. Eğer bir kontrendikasyon (engel durum) yoksa, felç, inme, emboli veya aktif bir meme kanseri geçmişi bulunmuyorsa mutlaka tıbbi destek ve tedavi öneriyoruz."
"Hastalık Yoktur, Hasta Vardır; Sosyal Medya Hekimin Yerini Alamaz"
Geçmiş yıllarda Van’da görev yapan ve bölge halkını yakından tanıyan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Üstün ise sağlık okuryazarlığının önemine vurgu yaptı. İnternetteki tıbbi tavsiyelerin büyük bir kısmının teyide muhtaç olduğunu ifade eden Prof. Dr. Üstün, "Sosyal medyada hastalar kendi deneyimlerini paylaşıyor ve bu paylaşımlar diğer insanlar tarafından mutlak bir teşhis ya da tedavi yöntemi gibi algılanıp uygulanıyor. Bu durum çok ciddi sağlık risklerini ve geri dönülemez problemleri beraberinde getiriyor. Tıpta temel bir kural vardır: Hastalık yoktur, hasta vardır. Her tanı ve tedavi yöntemi kişiye özel, yani bireyselleştirilerek uygulanır. İnternetteki hiçbir platform hekim muayenesinin yerini asla alamaz. Kadınlarımızın 'Ateş basmasını çekmek zorundayım' diyerek menopoz şikayetlerini normalleştirmemesi gerekir. Yaşam stili değişiklikleri ve erken dönem hormon replasman tedavileriyle bu dönemi konforlu geçirmek mümkündür" açıklamasında bulundu.
"Krem Niyetiyle Yüzüne Östrojen Sürenler Var"
Toplantıda söz alan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Özlem Pata da kadınlar arasında hızla yayılan kulaktan dolma kozmetik hatalarına dikkat çekerek hayret verici bir örneği paylaştı: "Türkiye'de kadınlarda obezite oranı yüzde 54 seviyelerine çıkarak Avrupa ortalamasını geçmiş durumda. Kadınlarımızın menopoza girmeden önce yaşam şeklini kökten değiştirmesi, sigarayı bırakması, spora başlaması ve beslenme alışkanlıklarını düzeltmesi gerekiyor. Piyasadaki kulaktan dolma bilgilerle gençleşmek uğruna krem niyetine yüzüne ve boynuna doğrudan östrojen hormonu süren kadınlar var. Bu inanılmaz derecede büyük bir yanlıştır. Meme dokusuna bu denli yakın bir bölgeye gelişigüzel östrojen sürülmez. Her tedavi kişiye ve ihtiyaca göre planlanmalıdır."
Aşı Karşıtlığı Çocuk Sağlığına Büyük Darbe Vurdu
Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Köse ise sosyal medyadaki aşı karşıtı kampanyaların toplumsal bağışıklığa vurduğu baltayı verilerle gözler önüne serdi. Türkiye'nin çocukluk çağı aşılamalarında yüzde 98 gibi dünya çapında bir başarı oranına sahipken, son yıllarda dijital mecralardaki asılsız iddialar nedeniyle bu oranın ciddi yara aldığını ve bilimsel, kanıta dayalı veriler dışında hiçbir kaynağa itibar edilmemesi gerektiğini söyledi. Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Fırat Ortaç da bireyselleştirilmiş tıbbın önemine değinerek, "Östrojen hormonu olmadan istediğiniz kadar kolajen takviyesi alın, dokuda tutunması mümkün değildir. Kadınların önünde menopoz sonrası 30-40 yıllık uzun bir ömür var, bu dönemi hekim kontrolünde planlamak şarttır" dedi. Van'daki program, iki gün boyunca tıp dünyasındaki en son teknolojik ve bilimsel gelişmelerin hekimler arası paylaşıldığı "Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu" ile başarıyla tamamlandı.
Yorumlar
Kalan Karakter: