Iğdır'dan Ayrılırken Hislerim

Yayınlanma: 22.07.2025 10:52 Güncelleme: 22.07.2025 10:52

Iğdır’dan ayrılırken kalbimde derin bir hüzün vardı. Tanıdık sokaklar yabancılaşmış, çocukluğumun izleri silinmişti. Beton yükselmiş, doğanın sesi susmuş, yüzlerdeki tebessüm kaybolmuştu. Bir zamanlar dostlukla örülü akrabalık ve komşuluk bağları yerini mesafeye, samimiyet yerini yabancılaşmaya bırakmış. İnsanlar değişmiş, şehir yalnızca kabuk değil, ruh değiştirmiş. Her sokağından dost selamının eksik olmadığı, komşuluğun kardeşlik gibi yaşandığı Iğdır, bugün tanımakta zorlandığımız bir çehreye bürünmüş. Güler yüzlü esnafların yerini telaşlı yüzler, kapısı her daim açık evlerin yerini yüksek duvarlı, kapalı beton kutular almış. Şehir büyümüş, yollar genişlemiş, binalar yükselmiş ama ruh kaybolmuş. Eskiden sokaktan geçen biri evin önünden geçerken “çay hazırsa buyurun” diye davet edilirdi. Şimdi ise aynı sokaktan geçen biri tanınmaz olmuş; selam bile verilmez hale gelmiş. Eskinin sofraları büyüktü; yalnız karın değil, gönül de doyururdu. Şimdi sofralar küçüldü, paylaşılmadan yenilen yemekler çoğaldı. Bir zamanlar köyün ya da mahallenin çimentosu olan akrabalık bağları zayıflamış. Düğünler, cenazeler, bayramlar bir araya gelmenin vesilesiydi; bugün ya sembolik ya da zoraki yaşanıyor. Komşu artık sadece duvarın öteki tarafındaki bir yabancı. Arkadaşlık ise ekranlara sığmış; yüz yüze bakmanın yerini mesaj atmak almış. Bu dönüşüm sadece mimariyle sınırlı değil. İnsan ilişkileri, toplumsal değerler ve yaşam biçimleri de köklü bir değişim geçiriyor. Iğdır, büyük bir sosyolojik devrimin tam ortasında. Gelenekle modernlik arasında sıkışmış, kendi kimliğini arayan bir şehir artık. Şehirleşmek elbette kaçınılmaz. Ancak bu süreçte kaybettiklerimiz de az değil. Beton yükselirken insanlık alçalıyor mu, işte asıl sorgulanması gereken bu. Iğdır’ın ruhunu kaybetmemesi için belki hâlâ geç değildir. Çünkü şehirler yalnızca binalardan değil, insanlardan yapılır. Güzeldi Iğdır… Ama o eski güzellikler artık sadece hatıralarda yaşıyor. Geriye dönüp bakınca, yalnızca bir şehirden değil, bir yaşam biçiminden ayrıldığımı hissediyorum.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız