Ankara'nın Etimesgut ilçesinde bir restoranda iftar yemeği sırasında yaşanan olayda, müşteri Erdoğan Mert Onat Yıldırım (29) ve beraberindekilerin darp edildiği iddia edildi. Yıldırım, yemek siparişlerinin gecikmesi üzerine hesabı ödeyip mekandan ayrılmak istediklerinde, işletme çalışanları tarafından saldırıya uğradıklarını ve burnunun kırıldığını söyledi. İşletme yetkilileri ise iddiaları reddetti.
Yıldırım'ın İfadeleri
- "Şirket çalışanlarımızla birlikte iftar yemeğine gittik. Restoran çalışanlarına yemekler geç geldiği için şikayetimizi ilettik. Yaklaşık 15 kişiydik. Masanın yarısından fazlasının yemeği gecikince hesabı ödeyip kalmak istediğimizi söyledik. Bu durum da kendilerini mutsuz etti. Yemeklerin geleceğini söylediler. Ardından hesabı ödemek istedim. Hep birlikte masadan kalktık. Oradaki yetkili bana sinirlendi ve bağırmaya başladı. Aldırış etmeden mekanı terk etmek istedim. Kız kardeşimin bağırma sesini duyunca geri döndüm. O sırada da kavga çıktı. Önce birkaç kişi saldırdı. Ardından da sayı gittikçe çoğaldı. Adeta arbede oldu. 30 ila 40 arasında kişinin saldırısına uğradım. Her gören vurmaya çalışıyordu. Burnumda ciddi kırıklar var. İyileştikten sonra ameliyat olacağım. Nefes alamıyorum, ameliyat olmadan da alamayacağım. Düzenli olarak spor yapan birisiydim, artık yapamayacağım. Yorgun ve yıpranmış hissediyorum."
- "Orada çalışanların sigortalı işçi olduğunu da düşünmüyorum. Yarısından fazlası Türk bile değildi. Her şey 10 dakika sürdü. Hastaneye zor yetiştik. Şikayetçi olduk, peşlerini bırakmayacağız. Türk yargısının gerekli cezayı vermesini istiyorum. Restoran hakkında şikayet içeren çok fazla yorum var. Hiçbir şey yapamıyorum. Şu anda çalışmam gerekiyor ama yapamıyorum."
Yıldırım'ın Kız Kardeşinin İfadeleri
- "İftar için restoran gitmiştik. Arkadaşlarımızın bazılarının yemeği geldi ama bir saat geçmesine rağmen bizim siparişimiz gelmemişti. Birkaç kez yemeğin ne zaman geleceğini sorduğumuzda bize agresif tavırlarla cevap verdiler. Siparişlerimiz gelmeyince kalmak istedik. Ardından tartışmalar büyümeye başladı. Bizi ittirerek mekandan dışarıyı atmaya çalıştılar. Hiçbir yetkili de o sırada gelip çalışanlara uyarıda bulunmadı. Oradakiler bize, 'Herkes oruçlu, böyle şeyler olabilir' dedi. Ben de böyle bir şeyi kabul edemeyeceğimizi söyledim. Ardından polisler geldi. Olayları anlattık. İçeriye tekrar girdiğimizde hiçbir personelin pişmanlık duymadığını gördüm. Bize gülüyorlardı. Abimin hastaneye kaldırıldığını söylediğimde oradaki kadın çalışan bana 'Hak ettiniz' dedi. Şikayetçiyiz. Olaylar çok hızlı gelişti. Çok çabuk kalabalık oldular. Bu restoranın çalışanlarının kaba bir üslupla hizmet verdiğini çok kez duymuştuk."
İHA