Toprağın Tanıklığı: Iğdır’dan Karabağ’a Sessiz Kalan Hafıza

Yayınlanma: 29.01.2026 12:34 Güncelleme: 29.01.2026 12:34

Araştırmacı yazar Fahrettin Alay yazdı... "Toprağın Tanıklığı: Iğdır’dan Karabağ’a Sessiz Kalan Hafıza"

Tarih bazen arşivlerde değil, toprağın altında saklanır. Iğdır ovasında, Aras havzasında ortaya çıkarılan toplu mezarlar; bir milleti suçlamak için değil, bir çağın vicdanını sorgulamak için vardır. 1918 yılında Iğdır ve çevresinde yaşananlar, sözlü anlatıların ötesine geçmiş; kemiklerin diliyle konuşan tarihsel bir gerçeklik hâline gelmiştir. Iğdır’da tespit edilen toplu mezarlar, savaş meydanlarında hayatını kaybetmiş askerlerin değil; kadınların, çocukların ve yaşlıların izlerini taşımaktadır. Bu durum, yaşananların klasik bir cephe çatışması değil, sivil nüfusu hedef alan düzensiz ve yaygın bir şiddet olduğunu göstermektedir. Bugün bu bulgular, yalnızca yerel hafızanın değil, tarih yazımının da ciddiyetle ele alması gereken veriler arasındadır. Bu mesele yalnızca Iğdır’la sınırlı değildir. Aynı coğrafyada, farklı dönemlerde, farklı adlarla benzer acılar yaşanmıştır. Karabağ meselesi de bu bağlamda, tek taraflı anlatılarla değil; çok yönlü tanıklıklarla değerlendirilmelidir. Bu noktada Ermeni asıllı Amerikalı yazar Kardaş Onnig’in tanıklıkları dikkat çekicidir. Onnig, 2001 yılında işgal altındaki Şuşa’da geçirdiği süre boyunca, kendi toplumu içinden aktarılan şiddet anlatılarından derin biçimde sarsıldığını ve bunları yazıya dökmek zorunda kaldığını ifade eder. Kaleme aldığı Savage Chic: A Fool’s Chronicle of the Caucasus, bir propaganda metni değil; bir vicdan günlüğüdür. Onnig’in metnini önemli kılan şey, karşı tarafı suçlamak değil; milliyetçi körlüğün insanı nasıl insanlıktan çıkarabildiğini içeriden göstermesidir. Yazar, şiddeti yücelten her anlatının karşısında durur ve “haklılık” söylemiyle masumiyetin yok edilişini eleştirir. Bu tavır, onu kendi toplumu içinde dışlanmaya kadar götürmüş; fakat yazdıkları, hafıza açısından göz ardı edilemeyecek bir tanıklık olarak kalmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta açıktır: Suçu kolektifleştirmek yeni adaletsizlikler üretir; acıyı inkâr etmek ise geleceği zehirler. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Iğdır’daki toplu mezarlar ile Karabağ’daki tanıklıklar, birbirini tamamlayan iki hafıza katmanıdır. Biri toprağın, diğeri insan vicdanının konuştuğu alandır. İkisi de bize şunu hatırlatır: Milliyetçilik, ahlaktan koptuğunda; kimliğin adı değişir ama sonuç değişmez. Gerçek yüzleşme; unutmakla değil, yüceltmekle değil, sakin, dürüst ve çok sesli bir hatırlamayla mümkündür. Toprak konuşmuştur. Şimdi insanın susma lüksü yoktur.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız
#Iğdır #Iğdır Ovası #Aras havzası