NE TATAR NE AZERİ: BİZ AZERBAYCAN TÜRKÜYÜZ
Araştırmacı yazar Rufat Gürel yazdı... "NE TATAR NE AZERİ: BİZ AZERBAYCAN TÜRKÜYÜZ"
1828 Türkmençay Antlaşması ile Azerbaycan, kuzey ve güney olmak üzere ikiye ayrıldı. Aras Nehri sınır kabul edilerek nehrin güneyindeki topraklar Kaçar Devleti’ne, kuzeyindeki topraklar ise Çarlık Rusya İmparatorluğu’na bırakıldı. Ancak Aras Nehri’nin güneyinde yer almasına rağmen Iğdır (Sürmeli), stratejik ve jeopolitik konumu nedeniyle Ruslar tarafından Kaçar Devleti’ne bırakılmadı. Batı Azerbaycan’ın, İrevan Hanlığı’nın bir parçası olan Iğdır, güneyde geçit vermez Ağrı Dağı, kuzeyde Aras Nehri, batıda Osmanlı Devleti, doğuda Kaçar Devleti ile çevrili dar bir havzada bulunuyordu. Iğdır’da Azerbaycan Türkleri, Müslüman ve Ezidi Kürtler, Ermeniler ile Rus asker ve memurları aileleriyle birlikte yaşamaktaydı. Nüfusun yaklaşık %73’ü Türk ve Müslümandı. Buna rağmen Rus yönetimi Türk ve Müslümanları askerlikten ve memuriyetten dışladı; Azerbaycan Türklerini ötekileştirmek ve aşağılamak amacıyla “Tatar” diye adlandırdı. Türkmençay Antlaşması’ndan bu yana 197 yıldır Azerbaycan ikiye bölünmüş, binlerce, milyonlarca Azerbaycan Türkü zulme ve soykırıma uğramış, milyonlarcası yurtlarından koparılarak muhacir olmuştur. Azerbaycan toprakları altı farklı devlet arasında paylaştırılmıştır. Azerbaycan Türkleri harita üzerinde parçalanmış, ama ruhları bölünememiştir. Bizi ayıramadılar, yok edemediler. Biz mahnılarda, bayatılarda, sazda, sözde, kopuzda, akordeonda; yüreklerde ve gönüllerde yaşamaya devam ettik. Umudumuzu kaybetmedik. Köşkü Balaban Araza bağır, Araz’ın yaşı gözlerden akar… Araz’a ağıtlar yaktık, dertlerimizi Araz’a söyledik. Bize Tatar, Azeri, Kızılbaş dediler; kimliğimizi silmeye çalıştılar. Ama biz ne Tatar’ız ne de başka bir ad altındayız. Biz Türk’üz. Turan dünyasının Oğuz boyunun öz evladı, Türk dünyasının öncü lokomotifi, göz bebeği Azerbaycan Türküyüz. Iğdır ili, 1828–1920 yılları arasında 92 yıl işgal altında kaldı. Dar bir havzada soydaşlarından koparılarak tecrit edildi. Ancak Iğdır insanı dinini, dilini, milli ve manevi değerlerini kaybetmedi. Bugün Iğdır’da Rusça konuşan yok, kimliğini yitirip asimile olmuş bir toplum yoktur. Onca baskıya, zulme, soykırıma ve işgale rağmen Iğdır halkı değerlerine sahip çıkmayı başarmıştır. Bugün Türk dünyası içinde yaklaşık 55 milyonluk nüfusu ile Azerbaycan Türkleri; tüm baskılara, zulümlere, soykırımlara ve işgallere rağmen Türklüğüne yürekten bağlı, Türk dünyasının parlayan kutup yıldızı konumundadır. Iğdır ili, Türkiye’nin 81 ili içinde en uzun süre işgal altında kalan ilidir. Misak-ı Millî’ye dâhil edilmemiş, üç büyük deprem yaşamış, 5500 yıllık eski Iğdır şehrini kaybetmiştir. Aras’ın taşkınları, Rus işgali ve Ermeni mezalimi bu asil halkı yıldırmamış; 92 yıllık esaret zinciri kırılmış, ay yıldızlı al bayrak Ağrı Dağı’nın zirvesinde dalgalandırılmıştır. Adını 24 Oğuz boyundan biri olan Iğdır’dan alan bu toprak, şan ve şerefle varlığını sürdürmektedir. Araz’ın o tayı, Araz’ın bu tayı olmaz. Araz’ın o tayı da, bu tayı da benim öz doğma el-obamdı. Bunu her Türk düşmanı kulağına küpe etsin. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Tuzluca’da Kar Esareti Başladı: İl Özel İdaresi Ekipleri Teyakkuzda!