KARABAĞ ZAFERİ: BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞU
Araştırmacı yazar Rufat Gürel yazdı... "KARABAĞ ZAFERİ: BİR MİLLETİN YENİDEN DOĞUŞU"
Karabağ Zaferi’nin beşinci yıl dönümünde, yalnızca askerî bir başarının değil; tarihin, adaletin ve millî onurun yeniden tecelli edişinin yıldönümünü idrak ediyoruz. 2020 sonbaharında Azerbaycan Türkü’nün sergilediği destansı mücadele, işgal altındaki toprakların kurtarılmasıyla sınırlı kalmamış; aynı zamanda uzun yıllar görmezden gelinen uluslararası hukukun sahada yeniden hatırlatılması anlamını taşımıştır. Karabağ meselesi, basit bir sınır ihtilafı değil; Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde ortaya çıkan, tarihî gerçekler ve demografik verilerle açıkça Azerbaycan’a ait olan toprakların hukuksuz biçimde işgal edilmesiyle derinleşen bir adaletsizliktir. Yaklaşık otuz yıl boyunca Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen süren bu işgal, uluslararası sistemin çifte standartlarını da gözler önüne sermiştir. Ne var ki 44 gün süren Vatan Muharebesi, bu suskunluğu bozmuş; güç ve hak arasındaki denge, ilk kez hak lehine değişmiştir. Karabağ Zaferi, modern askerî teknoloji ile yüksek vatan sevgisinin, disiplinli ordu yapısı ile millî birlik ruhunun birleştiği tarihî bir örnektir. Azerbaycan Ordusu, Ali Başkomutan İlham Aliyev’in liderliğinde yalnızca topraklarını değil, kırılmış bir tarihsel adalet duygusunu da ayağa kaldırmıştır. Bu zafer, askerî literatürde olduğu kadar, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler açısından da incelenmesi gereken yeni bir paradigma sunmuştur. Bu süreçte Türkiye ile Azerbaycan arasındaki “iki devlet, tek millet” anlayışı, retorik bir söylem olmaktan çıkmış; sahada, masada ve gönüllerde karşılığını bulmuştur. Türkiye’nin verdiği siyasi, diplomatik ve moral destek, Karabağ Zaferi’nin stratejik derinliğini artırmış; Türk dünyası açısından da tarihsel bir özgüven eşiği oluşturmuştur. Beş yıl sonra Karabağ’da yükselen her bayrak, sadece bir egemenlik simgesi değil; aynı zamanda yerinden edilmiş insanların geri dönüş umudu, tahrip edilen kültürel mirasın yeniden inşası ve geleceğe duyulan inancın ifadesidir. Şuşa’da okunan her ezan, söylenen her türkü, Karabağ’ın yalnızca bir coğrafya değil, yaşayan bir tarih olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Karabağ Zaferi, bizlere şunu açıkça göstermiştir: Tarih, sabırlı milletlerin lehine yazılır. Haklı olan, günü geldiğinde yalnız kalmaz. Ve adalet, bazen gecikir; ama mutlaka tecelli eder. Bu zaferin beşinci yılında, aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor; Karabağ’ı vatan yapan iradenin, Türk milletinin ortak hafızasında daima diri kalacağına inanıyoruz. Karabağ artık yalnızca hatırlanan bir acı değil; yazılan bir zafer, ayağa kalkan bir tarihtir. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Iğdır’da Çatıdan Düşen Vatandaş İçin Kar Engeli Seferberlikle Aşıldı!