Bu Milletin Kalbi 09.05’te Durur
Fatma Sahur yazdı... "Bu Milletin Kalbi 09.05’te Durur"
Her yıl takvimler 10 Kasım’ı gösterdiğinde, içimizde aynı sessizlik, aynı sızı yankılanır. Saat 09.05 olur, şehirlerin gürültüsü susar, yüreklerimiz aynı ritimde Atamızla buluşur. Çünkü o an, sadece bir insanı değil; bir milleti ayağa kaldıran bir fikri, bir umudu anıyoruz. Mustafa Kemal Atatürk, bu topraklara yalnızca bir zafer değil; bir yaşam biçimi, bir özgürlük bilinci bıraktı. O, savaş meydanlarında kazandığı zaferleri, halkın kalbinde barışa dönüştüren bir liderdi. O, bir ulusu “yok”tan “var” eden, karanlıktan aydınlığa taşıyan bir ışık oldu. Hüzün ve Gurur 10 Kasım’larda içimizi kaplayan hüzün, aslında büyük bir gururun sessiz ifadesidir. Çünkü biz, onun emaneti olan Cumhuriyet’in nefesini hâlâ içimizde taşıyoruz. O, bir gün “benim naçiz vücudum elbet toprak olacaktır ama Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır” dediğinde, aslında ölümsüzlüğün adını da koymuştu. Atatürk’ü Yaşatmak Bugün, Atatürk’ü yalnızca anmak değil; onun ilke ve değerlerini yaşatmak, bu ülkenin geleceğine sahip çıkmak demektir. Kadınların özgürce konuşabildiği, çocukların hayal kurabildiği, gençlerin umudunu yitirmediği her an — onun bize bıraktığı mirasın hâlâ canlı olduğunun kanıtıdır. Hatırlayış Günü Evet, 10 Kasım bir yas günü değil, bir hatırlayış günüdür. Bir ulusun kalbinde yankılanan “Teşekkürler Atam” sözüdür. Sen rahat uyu Atam, biz buradayız. Işığının sönmesine izin vermeyeceğiz.