Bozkırın Bilgesi: Dede Korkut
Araştırmacı yazar Fahrettin Alay yazdı... "Bozkırın Bilgesi: Dede Korkut"
Bazı isimler tarihte yaşamaz sadece; milletin vicdanında yaşar. Dede Korkut işte onlardan biridir. O bir hükümdar değildir. Bir ordu komutanı değildir. Bir taht sahibi hiç değildir. Ama beylerin üstünde bir ağırlığı, yiğitlerin üzerinde bir gölgesi vardır. Çünkü o, sözün sahibidir. Sözün Devlet Olduğu Zaman Dede Korkut Kitabı bize sadece savaş hikâyeleri anlatmaz. O metin, bir medeniyet tasavvurudur. O çağda kılıç keskindir ama söz daha keskindir. Yiğitlik vardır ama ölçüsüzlük yoktur. Cesaret vardır ama adaletle dengelenir. Dede Korkut konuştuğunda, bey susar. Çünkü söz, makamdan büyüktür. Bugün unuttuğumuz belki de budur: Makam büyüdükçe hikmet küçülmemelidir. Erlik Nedir? Dede Korkut’ta “er”, sadece savaşan adam değildir. Er; sözünde duran, arkadan vurmayan, dostuna sadık, düşmanına bile mert olandır. Erlik güç gösterisi değil, karakter meselesidir. Yiğitlik sadece kılıç sallamak değildir; öfkeyi dizginleyebilmektir. Bu yüzden Dede Korkut’un dünyasında ihanet affedilmez. Çünkü ihanet devleti değil, ahlâkı yıkar. Kadın ve Toplum Onun anlattığı dünyada kadın silik değildir. Banu Çiçek ata biner, ok atar, söz söyler. Anne dua ederken yalnız evladına değil, obanın geleceğine eder. Bu, bozkırın sertliği içinde bir denge anlayışıdır. Güç ile merhamet yan yana yürür. Dünya Döner, İsimler Geçer Dede Korkut’un dilinde fanilik bilinci vardır. Han da ölür, yiğit de. Zafer de geçer, yenilgi de. Ama geriye ne kalır? Adalet. Doğruluk. Söz. Çünkü milletleri ayakta tutan surlar değil, karakterdir. Bugüne Bakan Yüzü Bugün ekranlar çağındayız. Gürültü çok, hikmet az. Ama hâlâ bir yerde bir çocuk “er olmak” kelimesini duyduğunda aslında Dede Korkut’un sesini duyar. Çünkü o, bir destan anlatıcısı olmaktan öte ahlâk mimarıdır. Devleti ayakta tutanın kişi değil, ilke olduğunu; gücün değil, doğruluğun kalıcı olduğunu asırlar öncesinden söylemiştir. Son Söz Dede Korkut bir masal kahramanı değildir. O, Türk milletinin hafızasıdır. Bozkırın rüzgârında, ocağın közünde, dua eden annenin sesinde, mertçe duran yiğidin bakışında yaşar. Ve bize şunu fısıldar: Erlik makamla değil, ahlâkla olur. Millet, kılıçla değil, karakterle yükselir. Üstat, o zaman ikisini de kullanalım; biri başta epigraf, biri sonda mühür olsun. Metnin vakarına yakışır. Başlığın hemen altına: “Bir milletin gerçek gücü ordusunda değil, bilgesinin sözündedir.” “Bozkır geçer, çağ değişir; ama hikmet eskimez.”