Arazın O Tayı Arazın Bu Tayı, Hudaferin Köprüsü
Araştırmacı yazar Rufat Gürel yazdı... "Arazın O Tayı Arazın Bu Tayı, Hudaferin Köprüsü"
Hudaferin Köprüsü, yalnızca mimarî bir eser değil; aynı zamanda Azerbaycan tarihinin, kültürel bütünlüğünün ve ortak hafızasının sembollerinden biridir. Aras Nehri üzerinde yükselen bu kadim yapı, tarih boyunca aynı dilin, kültürün ve kimliğin mensubu olan halkları birbirine bağlamıştır. Ne var ki modern dönemde Aras, siyasî sınır hâline getirilmiş; aynı milletin fertleri “o tay” ve “bu tay” şeklinde ayrıştırılmıştır. Oysa tarihî ve kültürel gerçeklik bakımından Aras’ın iki yakası da aynı medeniyet dairesine aittir. Kuzey Azerbaycan ile Güney Azerbaycan arasında kurulan sınır, doğal bir ayrılığın değil, 19. yüzyılın büyük güç mücadelelerinin sonucudur. Bu sürecin temel dönüm noktaları, 1813 tarihli Gülistan Antlaşması ve 1828 tarihli Türkmençay Antlaşması olmuştur. Çarlık Rusyası ile Kaçar İranı arasında imzalanan bu antlaşmalar sonucunda Azerbaycan toprakları ikiye bölünmüş; Aras Nehri siyasî sınır hâline getirilmiştir. Böylece Azerbaycan Türkleri tarihî coğrafyalarında parçalanmış, toplumsal ve kültürel bağlar ağır bir darbe almıştır. Bu bölünmenin etkileri yalnızca siyasî düzlemle sınırlı kalmamış; sosyal, kültürel ve demografik sonuçlar da doğurmuştur. Aileler ayrılmış, ekonomik bağlar kopmuş, ortak kültürel gelişim kesintiye uğramıştır. 19. yüzyıldan itibaren başlayan bu ayrılık süreci, Azerbaycan Türklerinin kolektif hafızasında derin izler bırakmış; acı, ızdırap ve gözyaşıyla anılan tarihî bir dönemi başlatmıştır. Halk edebiyatında yer alan: “Aras’ı ayırdılar, Kum ile doldurdular; Ben senden ayrılmazdım, Zor ile ayırdılar.” dizeleri, bu tarihî travmanın duygusal ifadesi olarak değerlendirilebilir. Bu şiirsel anlatım, bölünmenin gönüllü değil, zorlayıcı siyasî şartların sonucu olduğunu vurgular. Sonuç olarak, Azerbaycan’ın tarihî coğrafyasının ikiye bölünmesi yalnızca bir sınır değişikliği değil; bir milletin hafızasında derin izler bırakan tarihî bir kırılmadır. Hudaferin Köprüleri bu kırılmaya rağmen ortak kimliğin ve kültürel birliğin sembolü olarak varlığını sürdürmektedir. Tarih bilinci, bu süreci duygusal sloganlardan ziyade ilmî verilerle değerlendirmeyi; ancak aynı zamanda millet hafızasında bıraktığı etkileri de doğru okumayı gerektirir. Arazın o tayı, Arazın bu tayı olmaz. Arazın o tayı da Arazın bu tayı da benim öz doğma el obamdı. Bunu her Türk düşmanı kulağına sırğa eleyip assın.