Aras’ın Kanat Sesleri Doğu’nun Kuş Korosu
Şair - yazar Fatma Aras yazdı... "Aras’ın Kanat Sesleri Doğu’nun Kuş Korosu"
Bazı coğrafyalar vardır, haritada bir yer adıdır ama gökyüzünde bir cümleye dönüşür. Iğdır Ovası ve Aras havzası işte böyle bir yerdir. Toprak, burada yalnızca ayaklarımızın altında değildir, başımızın üstünde de yaşar. Kanatla, sesle, gölgeyle. Aras Nehri akar ama sadece su taşımaz. Mevsimleri taşır, yön duygusunu taşır, hafızayı taşır. Onun kıyısında durduğunuzda, bir nehrin değil, bir göç yolunun nabzını dinlersiniz. Çünkü bu ova, üç kıtanın rüzgârını birbirine değdiren nadir eşiklerden biridir. Afrika’dan kalkan bir kanat, Asya’ya varmadan önce burada dinlenir, Avrupa’ya yönelen bir başka kuş, yine burada yönünü tazeler. Bu yüzden gökyüzü hiç boş kalmaz. Iğdır Ovası’nda sabah, sessizlikle değil, ötüşle başlar. Akşam, karanlıkla değil, alçaktan uçan kuş gölgeleriyle iner. Sulak alanlar, sazlıklar, tarlalar ve nehir kıyıları birer doğal sahnedir. Her tür kendi rolünü bilir. Kimi suyun üzerinde süzülür, kimi toprağa yakın uçar, kimi göğün en yüksek cümlesini kurar. Burada kuşlar yalnızca “çok” değildir, çeşitlidir. Renkleriyle, ötüşleriyle, uçuş biçimleriyle birbirine benzemezler. Göçmen olan vardır, yerleşik kalan vardır. Bir mevsim görünüp kaybolan da vardır, yıl boyu kalan da. Bu çeşitlilik, Iğdır Ovası’nı yalnızca bir doğa parçası değil, yaşayan bir ansiklopediye dönüştürür. Ama bu ansiklopedi sayfalarını kâğıttan değil, rüzgârdan yapar. İnsan burada şunu fark eder, doğa anlatmaz, gösterir. Bir kuşun kanadındaki yorgunluk, bin kilometrelik bir yolun özetidir. Bir başka kuşun sessizliği, yaklaşan mevsimin habercisidir. Aras’ın kıyısında durup gökyüzüne baktığınızda, hayatın acele etmeden de sürebildiğini anlarsınız. Kanat sesleriyle yazılmıştır bu ova, Her göç bir cümle, her dönüş bir nokta. Aras, gökyüzünü dinleyen bir nehirdir. Bu zenginlik, insanı ister istemez sorumluluk duygusuna çağırır. Çünkü bu topraklar, kuşların tercihi değildir yalnızca, ihtiyacıdır. Dinlenmek için, beslenmek için, hayatta kalmak için. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Bir sazlık kuruduğunda, sadece bir bitki kaybolmaz, bir yol silinir gökyüzünden. Iğdır Ovası’nın değeri tam da buradadır. Sessiz ama vazgeçilmez. Gösterişsiz ama hayati. Ne kadar çok tür barındırdığı sayılarla ölçülebilir belki ama asıl zenginliği, her yıl yeniden seçiliyor oluşundadır. Kuşlar yanılmaz. Yanlış yere konmazlar. İnsan, kuşların bu sadakatinden utanmalıdır belki de. Çünkü Aras hâlâ akıyorsa, gökyüzü hâlâ doluysa, bu bize verilmiş geçici bir emanettir. Bu ova, yalnızca bugünün değil, yarının da nefesidir. Kuşlar bunu bilir; biz de bilmeliyiz. Bir gün gökyüzü sessiz kalırsa, Bil ki yeryüzü bir şeyleri kaybetmiştir. Iğdır Ovası ve Aras havzası, Türkiye’nin doğusunda bir sınır değil, doğanın kalbinde bir geçittir. O geçitten geçen her kanat, bize şunu fısıldar, "Hayat, korunursa geri gelir. Yol açık kalırsa, göç devam eder." Onu korumak da Iğdır'a yakışır.