ARAS NEHRİNE SIĞMAYAN ACI: İRAVAN HANLIĞI
Araştırmacı yazar Rufat Gürel yazdı... "ARAS NEHRİNE SIĞMAYAN ACI: İRAVAN HANLIĞI"
İravan Hanlığı, Aras Nehri’nin ikiye ayırdığı ve tarihî kaynaklarda Sürmeli Çukuru olarak bilinen coğrafyada yer almaktaydı. Aras’ın kuzeyinde kalan kısım Sahat Çukuru, güneyinde kalan bölüm ise Sürmeli Çukuru (Iğdır Ovası) olarak adlandırılmaktaydı. Bu topraklar, asırlar boyunca Türk varlığının, kültürünün ve devlet geleneğinin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Başkenti İravan olan İravan Hanlığı, 1747 yılında kurulmuş, 1828 yılında ise Çarlık Rusyası tarafından işgal edilmiştir. Diğer Azerbaycan hanlıklarına kıyasla son derece stratejik bir konuma sahip olan bu hanlık, Güney Kafkasya’daki Türk hanlıkları arasında ayrıcalıklı bir yere sahipti. Revan Hanlığı, Safevî Devleti döneminde Çukursad (İravan Beylerbeyliği) adıyla anılan bölgede teşekkül etmişti. Bu beylerbeylik; İravan ve çevresini, günümüzde Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne bağlı Şerur ve Sederek rayonlarını ve Türkiye’nin Iğdır ilini kapsamaktaydı. Bölge, Kaçar boyuna mensup yöneticiler tarafından idare edilmiştir. Tarih boyunca Selçuklular, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Osmanlılar, Safevîler, Kaçarlar, Avşarlar ve nihayetinde İravan Hanlığı’nın hâkimiyetinde kalan bu topraklarda, 1420 yılında Karakoyunlu Devleti döneminde Iğdır, İravan Hanlığı’na bağlı bir sancak merkezi hâline gelmiştir. 1828 yılında imzalanan Türkmençay Antlaşması, Güney Kafkasya Türkleri için bir kırılma noktası olmuştur. Bu antlaşmayla Rusya, Azerbaycan’ı Kuzey ve Güney olarak ikiye ayırmış; Aras Nehri’nin güneyi Kaçar Devleti’ne bırakılırken, kuzeyde kalan Azerbaycan toprakları ile Aras nehrinin güneyinde kalan stratejik bir konum ve öneme sahip Iğdır ili Rus işgali altına girmiştir. Böylece Türk ve Müslüman halk için zor ve karanlık bir dönem başlamıştır. İravan Hanlığı nüfusunun yaklaşık %84’ü Türk ve Müslümanlardan oluşmaktaydı. Ancak Rus işgali sonrası Çar I. Nikolay’ın 21 Mart–2 Nisan 1828 tarihli fermanı ile Revan ve Nahçıvan Hanlıkları kaldırılmış, yerlerine yapay bir şekilde “Ermeni Vilayeti” kurulmuştur. Ardından Osmanlı ve İran topraklarından Ermeniler bölgeye göç ettirilmiş, Türk ve Müslüman halk ise baskı, zulüm ve katliamlarla göçe zorlanmıştır. Çarlık Rusyası döneminde geçen 89 yıl boyunca İravan’da Türk ve Müslüman nüfus sistemli biçimde azaltılmış, Ermeni nüfus ise artırılmıştır. 1917 Bolşevik İhtilali sonrasında Rusların bölgeden çekilmesiyle, 1918 yılında Ermenistan, yalnızca 9.000 km²’lik İravan merkezli bir alan üzerinde ve şartlı olarak kurulmuştur. 1920’de Ermenistan da diğer Güney Kafkasya cumhuriyetleri gibi Sovyetler Birliği tarafından işgal edilmiştir. Ancak Sovyet Rusya’nın politikaları, Çarlık Rusyası’ndan farklı olmamış; Türk ve Müslümanlara yönelik baskı ve asimilasyon politikaları devam etmiştir. Kadim bir Türk yurdu olan İravan Hanlığı topraklarında, 1905, 1918, 1948–1952 ve 1988 yıllarında baskılar, sürgünler ve katliamlar artarak sürmüştür. Binlerce Türk ve Müslüman toplu hâlde katledilmiş, yüz binlercesi ata yurtlarından koparılmıştır. Türk milletine ait camiler, mezarlıklar, tarihî ve kültürel eserler yok edilmiş; yer, köy, şehir ve coğrafi adların tamamı değiştirilmiştir. Amaç açıktır: Bu topraklarda Türk’e ait hiçbir iz bırakmamak. Bu zulümden kaçan İravan muhacirleri; Türkiye, Azerbaycan ve İran’a sığınmış, Türkiye’de başta Iğdır, Kars, Erzurum, Bayburt, Ağrı, Muş, Sivas ve Amasya olmak üzere birçok şehre yerleşmişlerdir. Aras Nehri, binlerce masum Türk için bir umut yolu değil, bir matem nehri olmuştur. Bugün Türkiye, Azerbaycan ve İran’da yaşayan, İravan Hanlığı başta olmak üzere Ermenistan işgali altındaki 29.743 km²’lik ata yurdundan koparılmış 2,5 milyonu aşkın insan, hâlâ vatan hasretiyle yaşamaktadır. Onlar, bir gün o kutsal topraklara dönme umudunu kalplerinde taşımaktadır. Yüce Allah dualarımızı kabul eylesin. Şehitlerimizin ruhu şad olsun. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: Iğdır dahil birçok ilde TİGEM 254 İşçi Alımı Yapacak! İşte İŞKUR Başvuru Ekranı ve Şartlar