Ağrı Dağı’nın Gölgesinde Yükselen Bir Gelecek: Iğdır’ın Jeostratejik, Tarihi Ve Turistik Potansiyeli

Yayınlanma: 23.01.2026 09:58 Güncelleme: 23.01.2026 09:58

Araştırmacı yazar Rufat Gürel yazdı... "Ağrı Dağı’nın Gölgesinde Yükselen Bir Gelecek: Iğdır’ın Jeostratejik, Tarihi Ve Turistik Potansiyeli"

Ağrı Dağı, yalnızca Türkiye’nin en yüksek zirvesi değil; aynı zamanda tarih, inanç, coğrafya ve medeniyetlerin kesişim noktasında yükselen sembolik bir anıttır. Zirvesi dâhil yaklaşık %65’inin Iğdır ili sınırları içerisinde yer alması, özellikle kuzey yamacının sahip olduğu zengin su kaynakları, biyolojik çeşitlilik ve elverişli iklim koşulları, bu bölgeyi tarih boyunca cazibe merkezi hâline getirmiştir. Nitekim arkeolojik ve mitolojik anlatılar, Iğdır’ın MÖ 4000’li yıllarda Ağrı Dağı’nın kuzeyindeki Korhan Yaylası ve Sürmeli Çukuru havzasında kurulan en eski yerleşim alanlarından biri olduğunu göstermektedir. İnanç tarihinin en kadim anlatılarından biri olan Nuh Tufanı rivayeti, Ağrı Dağı’nı insanlığın ikinci başlangıç noktası olarak konumlandırır. Rivayete göre Hz. Nuh’un gemisinin tufan sonrası Ağrı Dağı’na oturması ve Nuh Peygamber ile beraberindekilerin Iğdır Ovası’na inerek tarım faaliyetlerine başlaması, bölgeyi hem teolojik hem de kültürel açıdan eşsiz bir merkez hâline getirmiştir. Bu bağlamda Iğdır, yalnızca bir serhat şehri değil, aynı zamanda insanlık hafızasında “yeniden doğuş coğrafyası” olarak da okunmalıdır. Günümüzde ise Iğdır, tarihî ve mitolojik kimliğinin ötesinde hızla gelişen jeostratejik bir merkez olma yolundadır. Türkiye-Ermenistan Alican Sınır Kapısı’nın açılması yönündeki diplomatik süreç, Iğdır Havalimanı’nın uluslararası uçuşlara hizmet vermeye başlaması, Nahçıvan-Iğdır demiryolu hattının inşasının sürmesi ve Dilucu Sınır Kapısı’nın aktifliği, şehrin Kafkasya, Orta Asya ve Anadolu arasında bir lojistik düğüm noktası hâline gelmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu gelişmeler, Iğdır’ı yalnızca bir sınır ili olmaktan çıkarıp bölgesel ticaret ve ulaştırma koridorunun kilit aktörlerinden biri konumuna taşımaktadır. Ağrı Dağı’nın sahip olduğu doğal yapı ise dağcılık, inanç turizmi ve ekoturizm açısından büyük bir potansiyel barındırmaktadır. Zirve tırmanışları, buzul alanları, endemik bitki örtüsü ve efsanelerle örülü kültürel mirası, doğru planlama ve tanıtımla dünya ölçeğinde bir çekim merkezi oluşturabilir. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir biçimde değerlendirilmesi için tanıtım stratejilerinin güçlendirilmesi, ulaşım altyapısının çeşitlendirilmesi, konaklama ve barınma kapasitesinin artırılması, profesyonel rehberlik ve güvenlik hizmetlerinin uluslararası standartlara ulaştırılması zorunludur. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Sonuç olarak Iğdır, Ağrı Dağı’nın eteklerinde yalnızca geçmişin izlerini değil, geleceğin imkânlarını da taşımaktadır. Tarih, inanç, coğrafya ve jeopolitik avantajların kesiştiği bu kadim serhat şehri; doğru planlama, akademik temelli turizm politikaları ve bölgesel iş birliğiyle, yakın gelecekte Kafkasya-Anadolu hattının en önemli lojistik, ticaret ve turizm merkezlerinden biri olma potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelin bilimsel, kültürel ve stratejik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, hem bölge kalkınması hem de Türkiye’nin uluslararası konumu açısından büyük önem arz etmektedir.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız