Ağrı Dağı: Zirvenin Gölgesinde Kalan Zenginlik
Araştırmacı yazar Rufat Gürel yazdı... "Ağrı Dağı: Zirvenin Gölgesinde Kalan Zenginlik"
Ağrı Dağı, Türkiye’nin en yüksek noktası olmanın ötesinde; doğa, tarih, spor ve efsanenin iç içe geçtiği benzersiz bir potansiyel alanıdır. Ancak bu zenginlik, yıllardır doğru bir planlama ve vizyonla ele alınamadığı için zirvede durmasına rağmen gölgede kalmaktadır. Bu coğrafyanın sunduğu imkânlar yalnızca dağın kendisiyle sınırlı değildir. Ağrı Dağı eteklerinden doğan Karasu Çayı, bölgenin ekolojik omurgasını oluştururken; çevresinde gelişen endemik bitki örtüsü ve zengin yaban hayatı, burayı güçlü bir ekoturizm merkezi hâline getirmektedir. Dağ keçileri, yırtıcı kuşlar ve özgürce dolaşan yılkı atları, Ağrı Dağı’nı yaşayan bir doğa alanına dönüştürmektedir. Bu doğal yapı, aynı zamanda çok sayıda spor faaliyeti için eşsiz koşullar sunmaktadır. Ağrı Dağı ve çevresinde; • Dağcılık (alpinizm) • Trekking ve hiking • Trail running (dağ koşusu) • Dağ bisikleti (MTB) • Yüksek irtifa kamp ve kondisyon antrenmanları • Kampçılık ve doğa sporları • Kış aylarında kayak, snowboard ve buz tırmanışı • Yamaç paraşütü gibi sporlar dört mevsim yapılabilecek niteliktedir. Buna rağmen bu alanlar hâlâ plansız, tanıtımsız ve dağınık biçimde kullanılmaktadır. Turizm boyutunda ise Ağrı Dağı, yalnızca doğa sporlarına değil; kültür, inanç ve jeoturizme de ev sahipliği yapmaktadır. Nuh’un Gemisi anlatısı, bölgeyi dünya ölçeğinde ilgi odağı hâline getirebilecek güçlü bir değerdir. Tarihi Eski Iğdır Şehri, bölgenin kadim yerleşim geleneğini yansıtırken; göktaşı (meteor) çukuru ve yaygın ponza taşı oluşumları, Ağrı Dağı’nın jeolojik geçmişini ortaya koyan önemli unsurlardır. Bu bütünlüğün önemli duraklarından biri olan Korhan Yaylası, yaz aylarında yayla turizmi, kamp ve yürüyüşler için; kış aylarında ise yüksek rakımı sayesinde spor ve antrenman kampları için son derece elverişlidir. Tüm bu alanların Ağrı Dağı Millî Parkı çatısı altında, doğayı koruyan ama kullanıma da açan bir anlayışla planlanması büyük önem taşımaktadır. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Asıl mesele, Ağrı Dağı’nı yalnızca bir dağ olarak değil; Ağrı–Doğubayazıt–Iğdır hattında spor, turizm ve kültürü birleştiren bir cazibe merkezi olarak ele alabilmektir. Bu yaklaşım hem bölge ekonomisini canlandıracak hem de yerel halkı turizmin asli unsuru hâline getirecektir. Bugün Ağrı Dağı hâlâ yerinde duruyor; Karasu’suyla, yaylalarıyla, spor imkânlarıyla ve binlerce yıllık efsaneleriyle… Eksik olan ne doğa ne de imkândır. Eksik olan, vizyonun zirveye çıkmasıdır.