Ağrı Dağı Orada Duruyor, Biz Ne Yapıyoruz?
Araştırmacı yazar Fahrettin Alay yazdı... "Ağrı Dağı Orada Duruyor, Biz Ne Yapıyoruz?"
Ağrı Dağı… Yalnızca Türkiye’nin en yüksek noktası değil; inançların, efsanelerin, doğanın ve tarihin kesiştiği eşsiz bir coğrafya. Buna rağmen, yıllardır bu büyük değerin gölgesinde yaşıyor; fakat onun sunduğu imkânları yeterince konuşmuyoruz. Oysa Ağrı Dağı; inanç turizminden dağcılığa, doğa yürüyüşlerinden kültürel keşiflere kadar çok yönlü bir turizm potansiyeline sahiptir. Dünyanın pek çok ülkesinde benzer özellikler taşıyan bölgeler, planlı ve sabırlı çalışmalarla ciddi bir ekonomik ve sosyal canlılık kazanmıştır. Iğdır ve özellikle Aralık ilçesi, bu dağa açılan önemli kapılardan biridir. Üstelik bu coğrafya yalnızca bir dağdan ibaret değildir. Aras Nehri, Iğdır Ovası, üç ülkeye komşu sınır hattı ve farklı uygarlıkların izleriyle benzersiz bir konumdadır. Böylesi bir zenginlik, doğru bir vizyonla bölge halkı için önemli bir fırsata dönüşebilir. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Turizmin gelişmesi; yalnızca otel yapmak ya da yol açmakla sınırlı değildir. En az bunlar kadar önemli olan şey, insan kaynağıdır. Gelen misafiri karşılayacak, rehberlik edecek, yöresini ve kültürünü anlatacak bilinçli insanların yetiştirilmesi gerekir. Bu noktada yaygın eğitim kurumları ve yerel inisiyatifler büyük rol oynayabilir. Turizm; bölge insanına sadece ekonomik kazanç sağlamaz. Aynı zamanda sosyal hayatı canlandırır, gençlere umut verir, göçü azaltır ve yaşanılan yere dair aidiyet duygusunu güçlendirir. Kısacası turizm, doğru ele alındığında bir kalkınma aracıdır. Bu yazının amacı, herhangi bir eleştiri yapmak ya da sorumluluk atfetmek değildir. Amaç; Ağrı Dağı ve çevresinin sahip olduğu bu büyük potansiyelin, yöneticilerimiz ve yöre halkı tarafından daha fazla konuşulmasına, düşünülmesine ve ortak bir vizyon etrafında ele alınmasına katkı sunmaktır. Ağrı Dağı orada duruyor; bütün heybetiyle, bütün hikâyesiyle… Belki artık sormamız gereken soru şudur: Biz bu dağa ne kadar hazırız?