20 Yanvar: Bakü’de Bir Gece, Bir Milletin Uyanışı

Yayınlanma: 19.01.2026 08:48 Güncelleme: 19.01.2026 08:48

Araştırmacı yazar Fahrettin Alay yazdı... "20 Yanvar: Bakü’de Bir Gece, Bir Milletin Uyanışı"

Azerbaycan tarihine “20 Yanvar” olarak geçen 20 Ocak 1990 gecesi, yalnızca bir askerî müdahalenin tarihi değildir. O gece, Sovyetler Birliği’ne bağlı Rus ordusunun tankları Bakü sokaklarına girerken hedef alınan sadece silahsız siviller değil; bir milletin özgürlük iradesi, haysiyeti ve geleceğe dair umuduydu. 20 Yanvar, Azerbaycan halkının hafızasında bir yas günü olduğu kadar, aynı zamanda bağımsızlığa giden yolun en ağır bedellerle döşendiği bir dönüm noktasıdır. Tarihî Arka Plan 1980’li yılların sonuna gelindiğinde Sovyetler Birliği çözülme sürecine girmiş, merkezî otorite zayıflamıştı. Azerbaycan’da ise artan millî bilinç, bağımsızlık talepleri ve Dağlık Karabağ meselesi etrafında yoğunlaşan toplumsal hareketlilik Moskova yönetimini ciddi biçimde rahatsız etmekteydi. Sovyet yönetimi, bu talepleri bastırmak amacıyla 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece Bakü’ye askerî birlikler sevk etti. Olağanüstü hâl ilan edilmeden, halka herhangi bir uyarı yapılmadan başlatılan bu operasyon; tankların, zırhlı araçların ve ağır silahların sivil yerleşim alanlarında kullanılmasıyla tarihe kara bir leke olarak geçti. Katliam Gecesi 20 Yanvar gecesi Bakü sokaklarında yaşananlar, bir askerî operasyon olmanın ötesinde açık bir sivil kıyımıdır. Resmî verilere göre yüzün üzerinde insan hayatını kaybetmiş, yüzlercesi yaralanmış, binlerce kişi gözaltına alınmıştır. Hayatını kaybedenler arasında kadınlar, çocuklar ve yaşlılar bulunmakta; ambulanslar dahi hedef alınmaktaydı. Tanklar yalnızca yolları değil, insan bedenlerini de ezmiş; kurşunlar yalnızca duvarlara değil, bağımsızlık hayallerine de sıkılmıştır. Ancak o gece Bakü’de dökülen kan, korkuyu değil; kararlılığı büyütmüştür. Şehitlikten Bağımsızlığa 20 Yanvar’da hayatını kaybedenler, Azerbaycan halkının vicdanında “şehit” mertebesine yükselmiştir. Bugün Bakü’deki Şehitler Hıyabanı, sadece bir mezarlık değil; bir milletin özgürlük yemininin mekânıdır. Bu katliam, Sovyetler Birliği’nin meşruiyetini Azerbaycan halkının gözünde tamamen yitirmesine neden olmuş; 1991 yılında ilan edilecek bağımsızlığın psikolojik ve toplumsal zeminini güçlendirmiştir. 20 Yanvar, zulmün galip gelmediğinin; bedeli ağır olsa da özgürlüğün ertelenemeyeceğinin kanıtıdır. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Uluslararası Sessizlik ve Tarihî Sorumluluk 20 Yanvar’da yaşananlar, uluslararası kamuoyunun büyük ölçüde sessiz kaldığı bir trajedidir. O dönemde “iç mesele” gerekçesiyle görmezden gelinen bu katliam, bugün insan hakları ve sivillerin korunması açısından tarihî bir sorumluluk olarak hatırlanmalıdır. Adalet, yalnızca geçmişi anmakla değil; benzer zulümlerin bir daha yaşanmaması için hafızayı diri tutmakla mümkündür. Sonuç 20 Yanvar, Azerbaycan halkı için bir matem günü olmanın ötesinde; onurun, direnişin ve bağımsızlık iradesinin sembolüdür. Bakü sokaklarında can verenler, sadece kendi dönemlerinin değil; gelecek nesillerin de hürriyetini savunmuşlardır. Bugün 20 Yanvar’ı anmak, yalnızca kayıpları hatırlamak değil; özgürlüğün bedelini unutmamak, adaleti savunmak ve tarihin karanlık sayfalarının tekrar yazılmasına izin vermemektir. Ruhları şad, hatıraları daim olsun.

Devamını Okumak İçin Tıklayınız