20 Ocak 1990: Bakü’de Devlet Terörü ve Sovyet İmparatorluğunun Son Büyük Katliamı (Kara Ocak)”
Araştırmacı yazar Rufat Gürel yazdı... "20 Ocak 1990: Bakü’de Devlet Terörü ve Sovyet İmparatorluğunun Son Büyük Katliamı (Kara Ocak)”
20 Ocak 1990 gecesi, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde başvurduğu en kanlı yöntemlerden biri Bakü’de sahneye konuldu. Azerbaycan halkının millî bağımsızlık iradesini bastırmak amacıyla Sovyet ordusu, önceden ilan edilmemiş bir sıkıyönetim eşliğinde ağır zırhlı birliklerle başkente girdi. Bu müdahale, yalnızca bir askerî operasyon değil; sivil halka karşı planlı ve sistematik bir şiddet uygulaması, yani devlet terörü ve soykırım niteliği taşıyan bir katliamdı. Resmî rakamlara göre 147, bağımsız kaynaklara göre ise 300’ü aşkın sivil, kadın-çocuk ayırımı yapılmaksızın sokaklarda, evlerinde, ambulanslarda ve hastane önlerinde kurşunlandı. Tanklar, barikat kuran halkın üzerine sürüldü; yaralıları taşıyan ambulanslara ateş açıldı; şehir elektriksiz ve iletişimsiz bırakılarak dünya kamuoyundan koparıldı. Bu tablo, klasik bir işgal hukukunun değil, sömürgeci zihniyetin ve imparatorluk refleksinin ürünüdür. “Kara Ocak”, yalnızca Azerbaycan’ın değil, bütün Türk ve Müslüman coğrafyasının hafızasında derin bir travma olarak yer aldı. 1918’de Bakü’de Ermeni-Bolşevik çetelerinin gerçekleştirdiği Mart Katliamı’ndan sonra, aynı şehir bu kez Sovyet üniforması altındaki Rus askerî gücünün benzer bir vahşetine sahne oldu. İki olay arasındaki zihniyet sürekliliği dikkat çekicidir: Millî kimliğini ve bağımsızlık talebini dile getiren Türk-Müslüman halka karşı orantısız güç kullanımı ve korku yoluyla sindirme politikası. Uluslararası hukuk açısından bakıldığında, 20 Ocak 1990 müdahalesi; sivillerin kasten hedef alınması, toplu ve yaygın öldürmeler, sağlık hizmetlerinin engellenmesi ve temel insan haklarının askıya alınması gibi unsurlarıyla insanlığa karşı suç kapsamına girmektedir. Sovyet yönetimi, kendi anayasasını ve taraf olduğu uluslararası sözleşmeleri ihlal ederek, Bakü’de fiilî bir soykırım pratiği sergilemiştir. Ancak bu kanlı baskın, Azerbaycan halkının iradesini kıramamış; aksine bağımsızlık mücadelesini daha da meşrulaştırmış ve hızlandırmıştır. Kara Ocak şehitleri, Sovyet imparatorluğunun son döneminde özgürlük uğruna verilen bedelin sembolü olmuş, 1991’de ilan edilecek bağımsızlığın manevi temelini oluşturmuştur. İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR Bugün 20 Ocak, yalnızca bir matem günü değil; aynı zamanda tarihî bir yüzleşme çağrısıdır. Bu olayın soykırım olarak uluslararası alanda tanınması, hem adaletin tecellisi hem de benzer devlet terörlerinin tekrarını önlemek açısından hayati önemdedir. Kara Ocak, gücün hukukun yerine geçtiği her yerde insanlığın nasıl ayaklar altına alındığını gösteren ibretlik bir vakadır ve unutulması, yeni katliamlara davetiye çıkarmak anlamına gelir. Tüm şehitlerimizin mekanı cennet olsun.